CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geçen haftaki grup toplantısında, "Sevgili Erdoğan, çocuklarının, bir çıta yükseltiyorum, eniştenin, dünürünün, kardeşinin eski özel kalem müdürünün, yurtdışında vergi cennetlerinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyor musun?" demişti.

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sert çıkarak, “Erdoğan’ın yurtdışında bir kuruş parası varsa ispat etsin. Ettiği anda Cumhurbaşkanlığı’nda bir dakika durmam” şeklinde yanıt vermişti.

Kılıçdaroğlu dünkü grup toplantısında ise belgeleri yayımlamıştı. “Şirketin bütün kayıtları bizim elimizde” diyen Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesinin para transferini şöyle anlatmıştı: “Diyeceksiniz ki bu şirket, bu şirkete para gitti mi? Para gitti mi? Evet gitti. 15,12-2011 tarihinde Ziya İlgen, 2,5 milyon dolar Belvey şirketine para gönderiyorlar. 1 sterlinlik, 1 kişilik. 15,12,2011 tarihinde Mustafa Erdoğan, 2,5 milyon dolar para gönderiyor. Niye gönderir senin kardeşin? Gariban ölüsü için kefen alırken yüzde 18 öder, sen 2,5 milyonu nasıl gönderiyorsun. 26,12-2011 tarihi Ziya İlgen 1 milyon 250 bin para gönderir. Mustafa Erdoğan 1 milyon 250 bin dolar.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki Orman Bakanlığı Toplu Açılış Töreni'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgelere şöyle yanıt verdi:

“Bir de ana muh zorunda kalıyoruz. Bu zat çıktı Cumhurbaşkanı ve ailesi yurt dışındaki bir takım hesaplara milyonlarca doalefet partisinin başındaki zatın hezayanlarına cevap vermekle uğraşıyoruz. Mecburen bu konulara girmeklar para gönderdi diye iddia ortaya attı. Dün çıktı yurt dışındak bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar para gönderdi diye sözler söyledi. Bir tomar kağıdı sallayarak dekontları da bunlar dedi. Ne gazetecilere ne adli makamlara vermedi. Avukatlar anında kendisine bunu ilgili savcılığı, medyaya veriniz dedi. Kağıtların ne olduğunu bir kendisi bir de onları eline tutuşturanlar biliyor.
Tabi bu zatın ilk iftira atışı değil. Bir ara şahsımla alakalı İsviçre’de hesaplarım olduğunu söyleyip durdu, ispata davet ettiğimde belge gösteremedi, rezil kepaze oldu.

Ben bunun peşinde gidenlere şaşıyorum. İspat et bu görev bırakacağım dedim. İspat yok. Bu defa aynısını söylüyorum. İspat ettiğin anda ben cumhurbaşkanlığını bırakacağım dedim, ama sen de CHP’nin başına, bu milletin başına bela olmaktan çekil.

“BİZİM ARDIMIZDAN GİDENLER BİLE ŞUNU SORUYOR ‘ACABA?’”

Ben siyasete girmeyeceğim dedi, ertesi gün siyasete girdi. Başka bir zaman televizyon kanalında, “Erdoğan’nın Baykal’ın kasetini izlediğini gördüm” diye bir şeyler geveledi. Bizim ardımızdan gidenler bile şunu soruyor ‘acaba?’

“ONUN İÇİN MİLLET BUNA ÇARKÇI KEMAL DİYOR”

Bunu ortaya koyacağız ki sizler de bunu bilmeyenlere anlatmanız lazım ki, bu ülke müfterilerin siyasetinde bu kadar yorulmasın. “Öyle bir şeyi hatırlamıyorum” diye çark etti. Onun için millet buna çarkçı Kemal diyor.

“ÇIKIP ÖZÜR DAHİ DİLEMEDİ”

Bir ara tsunami felaketinde toplanan paraların gönderilmediğini öne sürdü. Konuyla ilgili belgeler ortaya konunca, yine pişkinliğe vurup kulağının üzerine yattı. Bir başka zaman, o dönem bakan olan Hayati Yazıcı arkadaşımızın ÖSYM başkanına mail gönderip ‘şu kişiyi üniversiteye yerleştirin’ dediğini öne sürdü. Bu mailin de sahte olduğu ortaya çıktı. Çıkıp özür dahi dilemedi.

Şu andaki çevre ve şehircilik bakanımızın, belediye başkanı olduğu dönemde saçma sapan iddiaları ortaya attı, arkadaşımıza sürekli tazminat ödemek zorunda kaldılar. Bakanımız da kazandığı tazminatlarla vatandaşlarımıza bol bol sucuk ekmek dağıttı.

Bu zat bir arada Bakırköy’de imar karşılığı TÜRGEV’e arazi verildiğini söylemişti. Yine ortaya bir şey koyamadı, yüzsüzce dönüp arkasını gitti.

“DAVET ETTİM GEL BAK BAKALIM, NASIL BİR ALTINDAN KLOZET VARMIŞ”

Cumhurbaşkanlığı külliyeyi için, sırf eseri karalamak için altın klozet iddialarına kadar akla ziyan pek çok yalanı aylarca diline pelesenk etmişti. Hiçbirinin doğru olmadığı ortaya çıkmasına rağmen özür dilemeyi aklından geçirmedi. Böyle vicdansız olunur mu ya? Sıkıyorsa, davet ettim gel bak bakalım, nasıl bir altından klozet varmış.

“ABD’DE KURULAN KUMPASIN BİZZAT İÇİNDELER”

Grubumuzda bilmem kaç tane FETÖ’cü vekili açıklayacağını söylemiş, bu sözünü yutmuştu. Şimdi Amerika’da FETÖ’cü vekillerin hangi partiden olduğu ortaya çıkıyor. Yargının yakalama kararı verdiği CHP’li iki tane milletvekili. ABD’de kurulan kumpasın bizzat içindeler. Bunun adı, daha ileri gitmeyeyim.

Ana muhalefet bunun yükünü daha çekemez, çekmemeli. Bunun adı ana muhalefet değil, ana hıyanettir.

“MİLLİ VE YERLİ DURUŞA SAHİP CHP’LİLER ADINA ÜZÜLÜYORUZ”

Davalara belge bilgi taşıdığını biliyoruz. FETÖ’nün ellerine tutuşturduğu belgeleri kendileri kullanan, kimi zaman da yurtdışına teslim eden bu kişilerin ülkemize yaptıkları ihanetin hesabı mutlaka sorulacaktır. Aslında bu durum bizim işimize geliyor ama ülkemiz adına üzülüyoruz. Milli ve yerli duruşa sahip CHP’liler adına üzülüyoruz. İnsan mindere çıktığı zaman dengi sayılabilecek bir rakip görmek istiyor. Siz sıkı bir siyasi mücadele için ortaya çıkıyorsunuz, karşınızda karikatür tipli birini buluyorsunuz. Ne yapalım artık kader deyip işimize bakacağız.

“AYNI ÇAĞRIYI TEKRARLIYORUM”

Dün şahsımın ve iddialar ismi geçen arkadaşlarımızın avukatı bir açıklama yaptı. Tüm milletime sesleniyorum, iddialar yalanlanarak belge olduğu öne sürülen kağıtların derhal savcılığa verilmesi, en azından medyayla paylaşılması çağrısında bulunuldu. Bir saat öncesine kadar avukatlara sordum, durum nedir? “Henüz bu yönde bir gelişme olduğunu duymadık” dediler. Aynı çağrıyı tekrarlıyorum. Madem tüm belgelerin elinde olduğunu söylüyorsun, kürsüden sallamayı bırak. Milletimizle paylaş, git savcılığa teslim et. Öyle mi? suçlu varsa ortada git teslim et. Ondan sonra çok daha rahat tepinirsin.

“İFADE EDİLEN İSİMLERİN ÇOĞU, TİCARETLE UĞRAŞAN, ŞİRKETLER KURAN İŞ ADAMLARIDIR”

O kürsüden salladığın her kağıt, ya yalan ya yanlış çıktı. Bu defa kendisini kimin nasıl hangi sahte belgelerle aldatıp o kürsüye çağırdığını bilmiyoruz. Bizim için önemli olan şahsımıza ve ailemize yapılan bu saldırının cevapsız kalmamasıdır. İfade edilen isimlerin çoğu, ticaretle uğraşan, şirketler kuran iş adamlarıdır. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı değilken, başbakan değilken de bu insanlarla ticaretle uğraşıyor, milyonlarca liralık işler yapıyordu.

Bu zat önce, şahsımın, çocuklarımın, dünürümün, eski özel kalem müdürüm diye ifade ettiği o şahıs benim özel kalem müdürüm hiçbir zaman olmadı. Böyle bir yalan olur mu? Zerre kadar sende şahsiyet varsa, Mustafa Gündoğan bana ne zaman özel kalem müdürlüğü yapmış, çık bunu ispat et.

“TİCARETLE UĞRAŞAN BİRİSİ YURTDIŞINDA DA ŞİRKET ALIR SATAR”

İspat edemezsen de o yerde durma artık, çekil git. Ve bu zat bir işadamıdır, ve bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiğini iddia etti. Bir takım isimler, tarihler ve rakamlar zikretti. İddiası da bu paraların yurtdışındaki şirkete gönderildiği. Aslında ticaretle uğraşan birisi yurtdışında da şirket alır satar, para havale eder, havale alır. Ömründe sadece her işe taş koymayı görev edinmiş birisine bunları anlatmanın zorluğunu elbette biliyorum.

“BU YAPILAN İŞLERDE HİÇBİR SORUN YOKTUR”

Kaldı ki bu 5 isim, asla o zikrettiği şirkete ve yere para göndermiş de değil. Tam aksine mevcut şirketlerini satmaları sebebiyle onlara para geldi. Az buçuk ticareti, tüccarlığı, girişimciliği bilenler için bu yapılan işlerde hiçbir sorun yoktur. Buradaki tek sorun ortada bu zatın ifade ettiği gibi yurtdışına giden tek kuruş para olmayışıdır.

“YURTDIŞINA GİDEN TEK KURUŞ YOK”

Belki anlamamış diye bir kez daha tekrarlıyorum. Yurtdışına giden tek kuruş yok. Dolayısıyla bu zatın söylediği yalan mı? yalan. Bu zat bir kez daha müfteri durumuna düştü mü? Düştü. Peki yüzü kızaracak mı? hiç sanmıyorum. Maşallah kendisinde manda derisi gibi yüz var. özür dileyecek mi? gereğini yerine getirecek mi? bugüne kadar yapmadı, yapacağını da sanmıyorum.

“15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİYLE ALAKALI DA BU ZATIN EN UFAK BİR DERDİ YOKTUR”

Bu zat dün bir de Suriyelilere harcanan 30 milyar doları soruyordu. Bu zatın, Gezi olaylarında ekonomideki dalgalanma sebebiyle Türkiye’nin kayıplarını sorduğunu duymadık. Bölücü örgütün çukur eylemlerinin yol açtığı milyar dolarlık zararı sorduğunu duymadık. Ha şunu da söyleyeyim. 15 Temmuz darbe girişimiyle alakalı da bu zatın en ufak bir derdi yoktur, bunu da biliniz. Bu zatın son günlerde, ülkemizin maruz kaldığı aleni ekonomik saldırılar karşısında milletimizin hakkını savunan iki çift laf ettiğine de şahit olmadık.

“SURİYELİLERE HARCANAN PARAYA TAKMIŞ”

Kafayı neye takmış? Suriyelilere harcanan paraya takmış.

Türkiye Suriyeliler için AFAD eliyle yaklaşık 2,3 milyar dolar. Belediye hizmetleri 6 milyar dolar. STK vasıtasıyla 1,2 milyar dolar.

“30 MİLYAR DOLARLIK MEBLAĞ ÇIKIYOR”

Sınırlarımız içinde ve dışında verilen eğitim ve sağlık hizmetleri ki bunlar sınırsız olmuştur. Personelin maliyeti vardır. Kamu düzeni için işlerin maliyeti vardır. Amortisman ve diğer maliyetler vardır. Suriyelilere sadece sadece kamu kuruluşları, STK’lar yardım etmiyor. Asıl büyük yardımı milletimiz yapıyor. Tüm bunları topladığımızda karşımızda uluslararası standartlara göre yapılmış 30 milyar dolarlık meblağ çıkıyor. AFAD, Maliye Bakanlığı’nın hesaplama yöntemleriyle ortaya çıkmaktadır.

“BİR TEK BU ZAT, MESELEYE HARCANAN PARA GÖZÜYLE BAKIP HESAP SORMAYA KALKIYOR”

Dünyanın neresine gidersek gidelim, hangi liderle görüşürsek görüşelim, Türkiye’nin sığınmacılarla ilgili işlerini konuşuyor. Bir tek bu zat, meseleye harcanan para gözüyle bakıp hesap sormaya kalkıyor. En insani konulara bile böyle yaklaştığına göre, diğer hususlarda kafayı parayla bozmuş olmasına şaşmamak lazım.

Halbuki biz parayla kafayı bozmuş bu zatın, SSK’yı yönettiği dönemde ülkemizi milyonlarca dolar zarara uğrattığını da unutmadık. Daha bir yaşına girmemiş torununu, ortaokul çağındaki oğlunu nasıl SSK’lı yaptığını unutmadık."