İslam İşbirliği Teşkilatı, İslam dünyası için "kırmızı çizgi" olarak görülen Kudüs olağanüstü gündemiyle İstanbul'da toplandı. 57 üye ülkesi bulunan teşkilatın İstanbul'daki toplantısına 48 ülke katıldı. Bu ülkelerden sadece 16'sı devlet başkanı seviyesinde katılım sağladı. Suudi Arabistan'ın ise bakan yardımcısı düzeyinde katılmış olması dikkat çekti. Zirvenin devlet başkanları listesinde bir sürpriz isim ise dikkat çekti. Başka bir toplantı için İstanbul'da bulunan Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, misafir olarak toplantıda bulundu.

İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul Toplantısının sonuç bildirgesinde Doğu Kudüs Filistin'in başkenti olarak ilan edildi.

"ABD YÖNETİMİ BARIŞ SÜRECİNDEKİ ROLÜNDEN ÇEKİLMELİ"

Bildirgede BM'ye de çağrı yapılarak Kudüs'ün yasal satatüsünün teyit edilmesi isteniyor. Bildirgede, ABD yönetiminin barış sürecinden çekilmesi isteniyor ve "ABD kudüs kararından geri adım atmaz ise tüm sonuçlardan sorumlu olacak" denildi.

ZİRVE SONRASI AÇIKLAMA

İİT GENEL SEKRETERİ: ÇÖZÜM İKİ DEVLET TEMELİNDE OLABİLİR

Genel Sekreter El Useymin yaptığı açıklamada, "Çok sayıda devlet başkanı Kudüs'ün kırmızı çizgi olduğunu vurguladılar. Hiçbir şekilde Kudüs'ün kutsiyetine halel getirecek bir duruma rıza göstermemiz söz konusu değil dediler. Çözüm sadece iki devlet temelinde olabilir. Şüphesiz bütün dünya ülkeleri ile biz bu kararları paylaşacağız. dedi.

ABBAS: İSLAM ÜLKELERİ KUDÜS HALKININ YANINDA OLMALI

Abbas da şunları kaydetti: "Bu zirveyi başarıyla sonuçlanmış ender İslami zirvelerden biri olarak görüyorum. ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını aldıktan sonra bu konu tamamıyla bizim açımızdan BM'nin kararlarına aykırı olduğu için bu toplantıyı yaptık. ABD'nin kendi kendine aykırı davrandığını görmekteyiz. Bizler de buna karşı bir tepki gösterdik. İslam dünyasının harekete geçmesi gerekiyordu. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştirdiği zirve bu hareketin ilk adımı oldu. Çok önemli kararlar aldık. Bizler kendi açımızdan şunu net bir şekilde ifade ettik. Bizler Filistin olarak ABD'yi çözüm süreci içinde arabulucu olarak kabul edemeyiz. En açık olan tarafsızlık şartını ABD yitirmiştir. Artık biz BM Güvenlik Konseyi'ne gideceğiz ve bu kararın iptali için başvuracağız. Kudüs'ü korumak istiyorsak halkına karşı boykot uygulamayız. İsrail'le ilişkilerin normalleştirilmesi bir konu, Kudüs ziyareti başka bir konu. Burada bütün İslam ülkeleri somut projelerle Kudüs halkının yanında yer almalı. Eğer bunu yapmazsak oradaki halk belki de ülkelerini terk etmek zorunda kalacaklar. "

ERDOĞAN: KUDÜS'ÜN SAHİPSİZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan da şunları söyledi: "Bugün de İİT'nin tarihi misyonuna yakışır anlamlı kritik bir zirve toplantısı gerçekleştirdik. Bu tarihi zirveyle Kudüs'ün sahipsiz olmadığını tüm dünyaya gösterdiğimize inanıyorum. Bundan böyle taraf olan ABD'nin arabuluculuk yapması söz konusu olamaz. Arabuluculuk konusu artık İİT'nin tüm yetkililerinin aramızda görüşmek suretiyle bunun üzerinde durmak lazım. Gerekirse BM'de bu konunun değerlendirilmesi lazım.

1947'den günümüze Filistin topraklarının görünümü var. 1947'de bir paylaşım planı var, BM'nin. 1949 ve 1967'de Filistin ciddi manada küçülmeye başlıyor. İsrail ise orada büyütülüyor. Kurt-kuzu paylaşımı var ya, kurt bile böyle adaletsiz bir paylaşım yapmaz. Bu toprakların gerçek sahibi Filistinliler. Şimdi İsrail neredeyse tamamına yerleşmiş durumda, bununla da doymuyor tamamını almanın gayreti içinde. Trump efendi bunun geyreti içinde. Evangelist siyonist mantığın ürünüdür şu andaki tablo. Sultan Abdülhamit'e yaptıramadıklarını şimdi yaptırma gayretindeler. Bu konudaki duruşumuzu Kudüs bizim kırmızı çizgimzdir diyerek tüm dünyaya ilan ettik. ABD yönetimi tüm itirazlara rağmen hukuk dışı açıklamasını yaptı. Bu kararın vicadan, hukuk, tarih önünde hükümsüz olduğunu belirtiyoruz. Kendi çalar, kendi oynar o kadar açık. Bugünkü zirve toplantısına dışişleri Bakanları, farklı bakanlar da buraya katılarak 50'yi aşkın ülkeden katılım oldu. Her açıdan güçlü bir zirve toplantısı yapıldı. Kudüs konusundaki vahdet toplantısının herkese ibret olmasını diliyorum. Zirve toplantısının ardından nihai bildirinin yanı sıra ülkemizin ev sahibi olarak hazırladığı Kudüs'e Özgürlük adlı deklerasyon yayınlandı.

"ABD'NİN YANLIŞ KARARINDAN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ"

İİT'nin bugünkü zirvesi ABD'nin attığı provokatif adımın vehametini göstermesi açısından tarihi bir mesajdır. ABD makamlarının bu yanlış kararından bir an önce dönmesini bekliyoruz. Zirvenin Kudüs'le dayanışma için birlikte hareket temasıyla yapılmış olması bu kararlılığın ispatıdır. BM tarafından kabul edilmiş kararları hatırlattık. Kudüs'ün kaderi kandan beslenen bir ülkenin ellerine bırakılamaz. Ey Trump, sen bu İsrail'in mi arkasında duruyorsun? Burada işkence, terör var. Ama ben artık normal karşılamaya başladım, savunur. YPG'yi PYD'yi DEAŞ'a karşı cepheye süren Trump anlayışı bunu da yapar. Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Kudüs tüm insanlığın ortak mirasıdır. ABD yönetimi yanlış kararından dönene kadar İsrail işgali bitene kadar Kudüs mücadelemizi sürdüreceğiz. İsrail'in işgal ve saldırılarının sadece Kudus'le ilgili olmadığını da görüyoruz. Zehirli sarmaşık gibi 47'den beri Filistin topraklarını gasbediyor. Biz teşkilat olarak 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen bağımmız Filistin devleti talebinden geri adım atmayacağız. BM başta olmak üzere tüm platformlarda Kudüs'e sahip çıkmaya devam edeceğiz. Güçlü bir Kudüs seferberliğini de başlatacağız.

"FİLİSTİN DEVLETİNİN BAŞKENTİ KUDÜS'TÜR"

Filistin devletini henüz tanımamış tüm ülkelere Filistin devletini tanıma çağrısında bulunuyorum. Artık bizim nazarımızda Filistin devletinin başkenti Kudüs'tür. Diğer ülkeleri de tanımaya davet ediyorum. Adalet ve barış isteyen herkesin bu önemli adımı atacağına inanıyorum. ABD yönetiminin kararı herkesi rencide etmiştir. İşgalci İsrail yönetimi ve bir avuç fanatik dışında bu kararı tavsip eden kimse yoktur. Artık herkes ABD'nin arabulucu vasfını yitirdiğini dile getiriyor. Filistinlilere devlet terörü uygulayan bir ülkenin sırtını sıvazlayan bir aktörün elbette tarafsız davranması beklenemez. Adaletsizliği gidermek de artık herkesin görevidir. Kudüs önemli, aziz ve mukaddes bir şehirdir. Uzun süredir özlediğimiz vahdet tablosunun bugün olmasını da anlamlı görüyorum. Umutsuz olmayın. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Müslümanlar asla çaresiz değildir."


İŞTE İİT ZİRVESİ'NİN SONUÇ BİLDİRGESİ!

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın Kudüs’ü İşgalci Güç İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan tek taraflı kararı en güçlü şekilde reddedilmiş ve kınanmıştır. Sözkonusu karar hukuken hükümsüz ilan edilmiştir. Bu beyanın Filistin halkının tarihi, hukuki, doğal ve milli haklarına bir saldırı, bütün barış girişimlerine yönelik kasti bir baltalama, aşırılık ve terörizme ivme verecek bir tahrik unsuru ve uluslararası barış ve güvenliği hedef alan bir tehdit olarak görüldüğü belirtilmiştir.

- Kudüs-ü Şerif’in yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan sözkonusu tehlikeli beyanın hükümsüz ve meşruiyetten uzak olduğu vurgulanmıştır. Beyanın, Uluslararası hukukun ve özellikle de Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ve uluslararası meşruiyeti bulunan tüm ilgili kararların, bilhassa da BM Güvenlik Konseyi’nin 478 (1980) ve 2334 (2016) sayılı kararlarının, barış sürecinin Kudüs-ü Şerif’i nihai statü konusu olarak tespit eden temellerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiği, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu bağlamda imzalamış olduğu Anlaşmalar ve verdiği taahhütlerin bu beyanın hemen geri çekilmesini gerektirdiği ifade edilmiştir.

- ABD Yönetimi’ni bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumlu tutulduğu kaydedilmiştir.Sözkonusu beyanın ABD Yönetimi’nin barış destekçisi rolünden çekilmesi olarak değerlendirildiği ve bunun tüm paydaşlar tarafından da anlaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, bu beyanın ilanı ve işgalci güç İsrail’in 1967’de işgal ettiği, merkezinde Kudüs-ü Şerif bulunan Filistin topraklarında sürdürdüğü sömürgecilik, yerleştirme, apartheid ve etnik temizlik siyasetinin teşvik edilmesi olarak görüldüğü kaydedilmiştir.

Tüm üye devletlere Filistin sorununa, özellikle dünyanın diğer taraflarından karşıtlarıyla günlük temaslarında ve dış siyasi gündemlerinde yüksek öncelik vermeleri çağrısında bulunulmuştur.

- İki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ne dayanan, uluslararası tanınmış referans hükümlerle ve 2005’te Mekke-i Mükerreme’de yapılan Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı’da stratejik bir tercih olarak kabul edilen 2002 Arap Barış Girişimi’yle uyumlu adil ve kapsamlı bir barışa bağlılık teyit edilmiştir.

Uluslararası topluma bu sorunu çözüme ulaştırmak maksadıyla etkin ve ciddi bir şekilde harekete geçmesi çağrısında bulunulmuştur.

- Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olarak ilan edilmiştir ve bütün devletler Filistin Devleti’ni ve Doğu Kudüs’ün onun işgal altındaki başkenti olduğunu tanımaya davet olunmuştur.

- Bütün Devletlere BMGK’nın 1980 tarihli ve 478 sayılı kararını tam olarak uygulama çağrısında bulunulmuştur. Bu doğrultuda, bütün devletler;

a) ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan kararını desteklemekten imtina etmeye,

b) Diplomatik Misyonlarını Kudüs-ü Şerif’e taşımamaya davet edilmiştir.

- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunularak, derhal sorumluluklarını üstlenmesi, Kudüs-ü Şerif şehrinin yasal statüsünü teyit etmesi, Filistin Devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermesi, Filistin halkının uluslararası korunma altına alınmasını sağlaması, Filistin Davası’na ilişkin aldığı tüm kararları uygulaması ve bu kararlara uyması istenmiştir.

- BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde, İİT üyesi ülkelerin bu ağır ihlali BM Genel Kurulu’nun 377A sayılı “Barış için Birleşme kararı” çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götürmeye hazır olduğu teyit edilmiştir.

- İslam Kalkınma Bankası’ndan Filistin projelerine öncelik vererek ve bu doğrultuda özel ve esnek mekanizmalar ve usuller geliştirerek “Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu” aracılığıyla Kudüs’ü Şerif ve diğer işgal altındaki topraklarda ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarına destek olması talep edilmiştir.

- Katılımcılar, İslam Ümmeti için bu denli önemli bir konuda liderliği üstlenmesi ve Zirve’ye ev sahipliği yapması nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanımıza minnetlerini ifade etmişlerdir.

NELER YAŞANDI

ERDOĞAN'IN ÇAĞRISI ANINDA YANIT BULDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dünyayı Doğu Kudüs'ü Filistin'in işgal altındaki başkenti olarak tanımaya çağıran önerisi İİT sonuç bildirisinde yer alacak.

İstanbul'da devam eden İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesinin sonuç bildirisinde, uluslararası topluma, Doğu Kudüs'ü Filistin'in işgal altındaki başkenti olarak tanıma çağrısı yapılması bekleniyor.

Üst düzey kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zirvedeki konuşmasında dile getirdiği, "Tüm dünyayı Doğu Kudüs'ü Filistin'in işgal altındaki başkenti olarak tanımaya çağırma" önerisi, sonuç bildirisine de yansıyacak.

İSLAM ÜLKELERİ, OLUMLU YANIT VERİLMESİNİ İSTEYECEK

İslam ülkeleri, bildiride, Doğu Kudüs'e ilişkin kararlarını teyit ederek, uluslararası toplumun çağrıya olumlu yanıt vermesini isteyecek.


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: KUDÜS'Ü FİLİSTİN DEVLETİNİN BAŞKENTİ OLARAK TANIYALIM

"ABD'nin başkanı 6 Aralık'ta uluslararası hukuku hiçe sayan bir tutumla Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını açıklamıştır. Uzun söze gerek yok, Kudüs'te birkaç dakika dolanaşn herkes orasının işgal altında olduğunu anlayacaktır. İşgal altında olan şehirle ilgili böyle bir kararın açıklamasının hiçbir hükmü olamaz.

ABD'nin bu hukuksur kararına sadece İsrail destek vermiştir. Bu gayrimeşru karara tepki gösteren herkese teşekkür ediyoruz. Sayın Papa dahil olmak üzere şu ana kadar yaptığım tüm görüşmelerde Kudüs ile ilgili bu kararlı duruş teyit edilmiştir. ABD'nin Kudüs ile ilgili kararını İslam ülkeleri de ilk andan itibaren ve en açık şekilde ABD'nin Kudüs kararını külliyen reddetmiştir. Bu karar şiddet yerine barışı isteyen Filistinlilerin cezalandırılmaları anlamına geliyor.

1947'den günümüze Filistin toprakları bu hale getirildi. İsrail bir işgal devletidir, aynı zamanda İsrail bir terör devletidir. Erdoğan niye böyle söylüyorsun... Nasıl söylemeyim? 14 yaşındaki çocukları terörist askerler alıyorlar. Gözleri bağlanıyor, 14 yaşındaki çocuk dipçikleniyor.

İnsan olan vicdan sahibi olan buralardan gerekli dersi almalı. Bunu ispat etmek için ey Trump sana daha neyi anlatalım. İsrail yaptığı tüm terör eylemleri için adete ödüllendirilmiştir. Bu ödülü veren tek başına da olsa Trump'tır. ben yaptım oldu demekle dünyada hiçbir şey olmuyor. 196 dünya ülkesinin buna karşı tavır alacağına inanıyorum.

Bol miktarda silahlarınız uçaklarınız olabilir ama bunlar sizin güçlü olduğunuzu ifade etmez. Haklıysanız güçlüsünüzdür. ABD terörizimle yoğun mücadele yürütüldüğü dönemde tüm fanatiklerin ekmeğine yağ sürmüştür.

Kuze Suriye'ye 4 bin TIR'ı aşkın silah neden getirildi. Orada bulunan terör örgütlerine bu destek veriliyor. Kudüs kararıyla ABD ve tüm insanlığa tehdidin kapılarını açmıştır. Filistin meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunamadan istikrardan söz edilemez.

Hepimizin geleceğini ilgilendiren bu duruma seyirci kalamayız. ABD'nin Kudüs kararı hukuku ciğnemenin yanında medeniyetimize indirilmiş ağır bir darbedir. Kudüs'ün mahremiyetini hiçe sayan kararları alanların Kudüs'ten alacakları çok dersler vardır.

Buradan hakkaniyete sahip çıkan tüm ülkeleri Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum. İslam dünyası olarak bağımsız Filistin talebinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bir kez daha ifade ediyorum ki Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir.

İşgali devam ettiren devlet kabul görürken barış isteyen tarafın tanınmıyor olmasının makul sebebi yoktur. ABD'nin bu açıklamasından sonra barış zemini başka türlü canlı tutulamaz. Sözde iki devletli çözümü savunurken uygulamada İsrail'in bu çözümü yok sayması kabul edilemez. Henüz Filistin devletini tanımamış olan ülkelerin artık bu önemli adımı atmaları, bölgede aklı selimi ve adaleti ayakta tutacak bir dengenin sağlanabilmesi açısından şarttır.

İslam ülkeleri olarak Filistin devletinin diplomatik sahada tam temsili konusunda daha güçlü bir irade ortaya koymalıyız. Filistin'in uluslararası anlaşmalara dahil olma süreci hızlandırılmalıdır. Bugün buradan bunun çıkması gerekmektedir.

Mesuliyet sahibi herkesin maddi ve manevi tüm imkanlarını kullanmasını istiyoruz. ABD'yi attığı bu son derece yanlış adımdan geri dönmeye davet ediyoruz. Kendini barış sürecinde diskalifiye eden ABD'nin yerine uluslararası toplumdan sorumluluk üstlenmelerini istiyoruz.

ABBAS: TRUMP KUDÜS'Ü İSRAİL'E HEDİYE OLARAK TAKDİM EDİYOR

İstanbul'daki İslam İşbirliği Teşkilatı'nda konuşan Filistin lideri Mahmud Abbas, "Trump Kudüs'ü İsrail'e hediye olarak takdim ediyor. Sanki dünyada tek karar veren kendisiymiş gibi davranıyor. Şu anda büyük bir sıkıntı yaşamaktayız. Ama bu zaferi kazanacağız" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'nin başkenti olarak tanıma kararı sonrasında olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi İstanbul'da gerçekleştiriliyor.

Abbas'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"İngiltere 100 yıl Siyonist harekete böyle bir söz verdi. Bu söz hak etmeyenlere karşı verilmiş bir sözdü. İngiltere kendine ait olmayan bir toprağı, Filistin toprağını heba etti. İngiltere bunu yaparken en ana partneri ABD idi."

Trump Kudüs'ü İsrail'e hediye olarak takdim ediyor. Sanki dünyada tek karar veren kendisiymiş gibi davranıyor. Ama bu kez ABD ile birlikte hareket edenler dahi yanında yer almadı. Bütün dünyada ülkeler doğudan batıya, Kanada, İngiltere ve Avustralya dahil kimse Trump'ın yanında yer almadı."

Kudüs'ün işgaline karşı çıkmak için birlikteyiz. ABD bütün insanlığın vicdanını zedeleyecek bir karar almıştır. İşgal altındaki Filistin'in devlet olarak tanınması için çaba harcamalıyız.

Mescidi- Aksa'da nöbet tutan kardeşlerimize, Kudüs'te yaşayıp yerleşimcilerin zulmüne maruz kalan halklarımızı selamlıyoruz. Çünkü zorla işyerleri kapatılıyor. Taşıyamacakları vergiler kendilerinden isteniyor. Kilise ve camilerinde ibadet etmelerine izin verilmiyor. Bundan birkaç ay önce hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar gelerek, tüm engellemelere rağmen ibadetlerini yaptıyor."

BM kararına göre hiçbir ülkenin büyükelçiğini Kudüs'e yerleştirmesi yasal değildir.ABD'nin tek taraflı aldığı bu kararın geçersiz olduğunu ifade ediyoruz. Bizler barış içinde çalışırken, bir anda bize yüzyılın tokatını vurdular. Yapılan uluslararası hukukun ihlalidir.

Kudüs hem Müslümanların hem Hristiyanların yaşam mekanı olarak kalacaktır. ABD artık barış sürecinde arabulucu olma şansını yitirmiştir. ABD'nin artık arabulucu olmasına asla izin vermeyeceğiz. Sizlerin de bu kararımızı desteklemesini istiyoruz. Kudüs Filistin devletinin ebedi başkenti olarak kalacaktır.

ABD Kongresi kalkıp Filistin Kurtuluş Örgütü'nü terör örgütü olarak kabul ediyor. ABD'nin FKÖ'yü terör örgütü olarak kabul etmesini kınıyoruz. Dünyada 83 ülkeyle terörle mücadele protokolümüz var. Anlaşılan onlar bizim terör örgütü olmamızı istiyorlar ancak terör örgütü olmayacağız.

İsrail'i kim koruyor, uluslararası hukuka rağmen pervasızca saldıran İsrail'i kollayan kim? Yahudilerin meşruiyetleri var, bizim de var. İsrail'in yönetimi, halkı var ama sınırları yok. Sınırları olmayan bir devlet nasıl tanınabiliyor? Bana sınırlarını göstersinler.

Bu zirve bağlamında alacağımız karar ne olacak? Bizler bütün kararlarımızda dedik ki Kudüs kırmızı çizgimizdir. Kudüs ilk kıblemizdir. Kudüs'ün kırmızı çizgi olma konusunda Hristiyanlar da aynen bizim gibi düşünüyor. Bizler ve Hristiyanlar aynı gemide yer almaktayız. Bizler burada BM kararlarını saygıyla karşılıyoruz. BM'nin Filistin sorununu çözme çabalarını destekliyoruz. İsrail'e karşı Müslüman ülkeler desteğini sağlamıştır. Kudüs ziyaretine önem vermemiz gerekiyor ve ilgi göstermeliyiz.

Zirveden bağlayıcı kararlar alınmalı. İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri ile dünya ülkeleri Kudüs bağlamında ABD ile ilişkilerini belirlemesi gerekiyor. Ekonomik ve siyasi kararlar almalı.

Her şeyin bir bedeli vardır ve bizler bedeli ödetebiliriz. Ülkeleri İsrail'i tanımaktan vazgeçmeye çağırıyorum.

Bizler barışa bağlı kalmaya devam edeceğiz. Barıştan başka şansımız yok. Barışı elde edene kadar yolumuza devam edeceğiz. ABD arabuluculuk vasfını yitirmiştir. Bundan sonra kabul etmemiz mümkün değildir. Uluslararası bir mekanizma istiyoruz bu konuda.

İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlaller konusunda sorumluluk almasını istiyoruz.

İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlaller konusunda sorumluluk almasını istiyoruz." İki devletli çözümün hayata geçirilmesinin zamanı gelmiştir. Sınırları olmayan İsrail'i mi tanıyacağız? Hayır.

Bizi tanıyan devlet sayısı İsrail'i tanıyandan fazla. Bizler BM'de gözlemci olduktan sonra 522 teşkilata üye olma hakkına sahibiz."

Biz İsrail ile yaptığımız hiçbir anlaşmaya artık bağlı değiliz. Eğitim sağlık kanalizasyonu siz yapın, biz işgal altındayız diyeceğiz. Başka dilden anlamıyorlar.


AÇILIŞ KONUŞMASINI DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU YAPTI: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın açılış konuşması yaptı.
Bakan Çavuşoğlu burada yaptığı konuşmada “Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyan bizler, diğer ülkeleri Filistin Devletini 1967 sınırları temelinde ve başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde tanımaya teşvik etmeliyiz” dedi.
İİT DIŞİŞLERİ BAKANLARI KONSEYİ TOPLANTISI DUAYLA BAŞLADI

FİLİSTİN'İN TOPRAKLARI GASP EDİLİYOR: Flistin'in her geçen gün daha fazla toprağının gasp edildiğini aktaran Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Geldiğimiz noktada Filistin Devletinin tanınmasının barış sürecine atıfla geçiştirilmesi mümkün değildir. Bizler diğer ülkeleri Filistin'i 1967 sınırları içerisinde ve başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde tanımaya davet etmeliyiz. Hayati önem arz eden diğer bir husus Filistinli kardeşlerimizin birlik ve beraberliğinin sağlanmasıdır.


KUDÜS'ÜN KUTSİYETİNE EL UZATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ: Bu mücadelede hukuk çizgisinden elbette ayrılmayacağız. Provokasyonlara kapılmayacağız.. İslam İşbirliği teşkilatının tüm organlarının ve Kudüs komitesi ile Kudüs temas grubu ile sağlayacağı destek çok önemlidir. Bu mekanizmaları aktif şekilde kullanmamızda fayda var. Kudüs'ün kutsiyetine ve tarihi statüsüne el uzatılmasına asla el veremeyiz. Bugün yapılacak olağan üstü zirve İslam ümmetinin mücadele azmini gösterecektir. Bu davayı bu bayrağı hep beraber daha ileriye taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
VENEZÜELA BAŞKANI, MİSAFİR OLARAK TOPLANTIYA KATILDI: Zirvenin devlet başkanları listesinde bir sürpriz isim ise dikkat çekti. Başka bir toplantı için İstanbul'da bulunan Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, misafir olarak toplantıda bulundu.

SUUDİ ARABİSTAN TEPKİ ÇEKTİ: Televizyon kanallarına Kudüs haberi yapılmaması için uyarılarda bulunan Suudi Arabistan yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısına uymuş gibi yaptı ve bakan yardımcısı düzeyinde bir katılım gösterdi. Suudi Arabistan'ın bu tavrı büyük bir tepkiyle karşılandı.

16'SI LİDER 48 TEMSİLCİ: Zirveye 16'sı lider düzeyinde 48 ülke katılıyor. Gelen liderler arasında; Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah El Ahmed El Cabir El Sabah, Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Malezya Başbakanı Rezak da bulunuyor. İİT'nin gözlemci ülkesi Rusya da bir temsilci gönderecek.

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI'NA ÜYE 57 ÜLKE: Afganistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Brunei, Burkina-Faso, Cezayir, Cibuti, Çad, Endonezya, Fas, Fildişi Sahili, Filistin, Gabon, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Guyana, Irak, İran, Kamerun, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Komorlar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Maldivler, Malezya, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijer, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan, Surinam, Suudi Arabistan, Tacikistan, Togo, Tunus, Türkiye, Türkmenistan, Uganda, Umman, Ürdün, Yemen.