BUYRUN BAŞKANIM

Türkiye’de her gün değişen gelişmelere çoktan alıştık. Şantaj, siyasi kıskaç ve hatta ihanet

bile şaşırtmıyor bizi, öyle ki döneklik bile sıradan bir siyasi manevra olarak görülüyor.

Siyasi arenada son ciddi manevra MHP’den geldi. Ortada hiçbir şey yokken birdenbire

“başkanlık sistemini meclise getirin oylayalım” diyiverdi. Fakat şartları vardı. Parlamenter sistem

korunacak, tek bir meclis olacak ve eyalet sistemi gündeme getirilmeyecek diyorlardı.

Anlamsız, mantıksız ve aslında ciddiyetten uzak bu görüşleri ortaya atanların, hangi amaç

uğruna bunu yaptıklarını anlamak mümkün değildir. Böyle bir Başkanlık sisteminin Cumhurbaşkanı ile

Başbakanın yetkilerini birleştirmekten başka hiçbir şeye hizmet etmeyeceği açıktır. Bu gelişme Tayyip

Erdoğan’ın başkanlık istemi ile birebir örtüşmektedir. Tek adamlığın, demokratik gerilemenin

diplomatik tanımlamasıdır.

Tayyip Erdoğan’ın ilk bölümü atlattıktan sonra başkanlık sistemi üzerinde yeni değişiklikler

talep edeceği açıktır. Daha önceki tüm taleplerini kısa sürede bir adım ileri götürme çabasına girdiğini

biliyoruz. Bu kez’ de öyle olacaktır. Devlet Bahçelinin bu durumu bilmiyor veya tahmin etmiyor

olması mümkün değildir. Tehdit altında olan Cumhuriyet ve Cumhuriyetin kazanımlarıdır. Bu konuda

daha önce tam tersi bir anlayışta olduğu bilinenlerin hangi gerekçe ile böyle bir çıkış yaptığı, hangi

kıskaca veya hangi ikna yöntemlerine kim tarafından maruz bırakıldığı merak konusudur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği kişisel hırslara ve ya sonu bilinmez macera arayışlarına

kurban edilmemelidir. Türkiye’yi saltanat ülkesi haline getirmek isteyenlerin baskılarına direnmeli ,

teslim olunmamalıdır. Ne olursa olsun yeni anayasa’yı biz milletimize soracağız diyerek toplumu yeni

bir ayrıştırma noktasına sürüklemekten imtina edilmeli, Emperyalizme karşı mücadelenin sonucu

kurulmuş bir Cumhuriyeti, onu kuran halkın tercihleriyle dönüştürme çabasına girilmemelidir.

Buradan güçlü devlet çıkmaz. Barış çıkmaz. Bilim, teknoloji, gelişme veya zenginleşme çıkmaz.

Buradan çıksa çıksa ayrışma, yoksulluk ve hukuksuzluk çıkar. “Akıl başta gerek”

Kıssadan hisse;

“Hukukun egemen olmadığı ülkelerde demokrasinin varlığından söz edilemez.”

“Ülke savunmasını sınırları dışında kabul eden ülkeler barışa hizmet etmezler.”

“Hiçbir ülke devlet idaresinde dini öne çıkararak çatışma ortamından uzak kalmayı

başaramamıştır.”

“Kahramanlar kendi çıkarları yerine mazlumun ve mağdurun haklarını korudukları için gelecek

nesillerin gönüllerinde yer tutarlar.”

Tacidar Seyhan