GÜLEN CEMAATİ NASIL HABERLEŞİYOR

On yılı aşkın bir süredir yabancı istihbarat örgütleri içerisindeki uzmanlarla çalışma yürüten örgüt mensupları oradan aldıkları bilgi ve teknik imkanları cemaatin her türlü operasyonlarında kullanmışlardır. Cemaat 2014 yılında Türkiye içerisinde geniş tabanlı haberleşmeyi sağlayabilmek için android ve ios işlemcilere uygun kriptolu mesaj gönderebilen bir yazılım geliştirildi. Bu yazılım örgütün kendi iç yazışmalarında devreye sokuldu. By Lock uygulamasının cemaat örgütlenmesi tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığını fark eden MİT, 15 Temmuz darbesi öncesi kriptoları kısmende olsa çözmeye başladı ve bu uygulamayı kullananların bir kısmının isim ve telefon numaralarını elde ettikten sonra takibe aldı. Uzun süre By Lock kullanıcılarının yerlerini tespit etmeye ve telefonları üzerinden yazışmalara ulaşmaya çalışa MİT aralarında rütbeli askerlerinde bulunduğu 350 ismi tespit ederek bunların isimlerini ve By Lock programını birebir kullandığı bilgisini ilgili bakanlığa iletmiştir. 15 Temmuzdan dört gün önce, bu bilgilerin iletilmesine rağmen gerekli tedbirler alınmamıştır. Darbe gecesi FETÖ örgütü By Lock programının kriptolarının çözüldüğünü fark ederek daha önce 30 kişilik bir alanda kullandığı ve sadece dizüstü ve sabit bilgisayarlara yüklenen Eagle adlı yazılımı devreye sokmuştur. Bu yazılımla haberleşmelerine devam ederek pozisyonlarının belirlenmesi riskinden kurtulmuşlardır. Cep telefonlarına yüklenemeyen bir yazılım olduğu için bu haberleşmeyi daha geniş alana yayamamışlardır. Birinci çemberdeki yöneticiler Eagle kullanırken, iki ve üçüncü çemberdeki darbeci grup Whatsup ve Tango üzerinden haberleşmelerine devam etmişlerdir. 15 Temmuz gecesi Eagle'ın kullanıldığını fark eden MİT dört kademeli kriptolama tekniğini çözememiştir. Kimlik bilgisi girilmeden sadece kodlar ile giriş yapılan bu hayalet yazılımı, MİT darbe girişiminden iki hafta sonra kırabilmiştir. Darbe günü generaller Eagle üzerinden haberleşirken imamlar ise Whatsup ve Tango üzerinden haberleşiyorlardı. Darbe öncesi kısmen çözülmüş olan By Lock programının tamamını kısa sürede çözebilecek yüzlerce hacker kamuda istihdam edilmiş iken bu programın neden çözülemediği merak konusudur. Türkiyede yüzlerce kişinin darbecilerin kullandığı kriptolu programları çözebilme yeteneği vardır. Buradan anladığımız MİT ve Savunma Bakanlığı içerisinde bu kriptoların çözülmesine engel olan bir gurubun varlığıdır. Milli güvenliğimizi ve demokratik sistemimizi hedef alan ciddi bir örgütlenme ortada iken darbe gecesinden aylarca önce fark edilen onbinlerce kişinin kullandığı yazılımların şifrelerinin çözülüp takibe alınamaması şaşırtıcı ve değerlendirilmesi gereken ciddi bir husustur. Kanaatim yazılımı izleyen ve olayı takip eden ekip içerisinde programı ulaşılamaz kılan bir desteğin olduğudur. Günümüz teknolojisinde kademeli kriptolar kullanılmasına rağmen konum ve içeriklere ulaşmak zor olmadığından darbe gecesine kadar olan bitenin açığa çıkarılamamış olmasını başarısızlık olarak nitelendirmek saflık olacaktır. Darbe girişimi sonrası dahi mevcut programlarla yazışmalar devam ederken bunları yazanların kimliği tespit edilebilmiş ancak herhangi bir içeriğe ulaşılamamıştır.

TİB ARTIK İKTİDARIN OYUNCAĞI

Darbe günü, yılda yüzbinlerce kişiyi dinleyen TİB telefon üzerinden darbe talimatları yağarken bir tek bilgiye dahi ulaşamamıştır. Bu görünüm darbecilerin TİB içerisinden de korunduğunu ortaya çıkartmıştır. Konusunda uzman kişilerin defaten ikazına rağmen, 5 yıldır TİB bünyesinden nereye uzandığı belli olmayan altı ayrı ucun kimlere bağlı olduğunu öğrenme girişiminde bulunmayan yöneticilerin bu koruma çemberinin sorumlusu ve hatta destekçisi olduğu ortadadır. Darbe sonrası siyasal iktidar TİB'i dağıtmasına rağmen buradaki uçlara ulaşılamamıştır. Daha önce cemaatin kullandığı dinleme sistemleri şimdi iktidarın elindedir. Endişem odur ki yasadışı dinleme faaliyetleri el değiştirerek yeni ve daha büyük bir boyut kazanmıştır. Darbe ile ilgisi olduğu sanılan en az 100.000 kişi ve aileleri aynı kurum üzerinden dinleme altına alınmıştır. Buradan alınan güçle siyasi iktidarın yasadışı dinleme yöntemlerini iktidar karşıtı olanlar içinde kullanabileceği endişesi yaygındır. Şahsi kanaatim kısmende olsa muhalif görünen bireylerin bu tür teşebbüslere maruz kaldıklarıdır. Vahim olan ihlallerle mücadele etmesi gerekenlerin ihlallerin uygulayıcısı olmalarıdır. Sonuçta darbe girişimi sonrası siyasi iktidar demokrasiyi güçlendirme anlayışı yerine darbeci zihniyetin uygulamak istediği siyasi baskıyı sistem haline getirmiştir.

 

Tacidar SEYHAN