KENYALI OLMAK
   

Günlerdir Ayşegül Terzi'nin şort giydiği için tekmelenmesini konuşuyoruz. Aslında saldırganı komünistler tehdit ediyormuş, kendine bir saldırı olmasın diye tedbir almış meğer. Biz abartıyormuşuz.

Biz de her şeyi farklı anlıyoruz. 2008 de Mersin'in Tarsus ilçesinde kısa etek giyen kızlara kezzap atılmasını da abartmıştık. Orada da mahallenin namusu söz konusu idi.

Hatırlarsanız 2008 de Ankara Üniversitesi Kürek Takımına şort ve tayt giydiği gerekçesi ile saldıran 20-25 kişilik gurubun 3 kişiyi hastanelik etmesi sonradan otopark kavgasına bağlanmıştı. Tabi ki bizler yine abartmıştık.

Kıyafet cezasına diğer bir örnek 2013 te ATV spikeri Gözde Kansu’nun dekolte krizi yüzünden işten atılması idi, Hüseyin Çelik'in "Sunucu öyle bir kıyafet giymiş ki. Olmaz bu yani" ifadesine bağlanmıştı. Bizler yine abartmıştık.

Pendik Orhan Sinan Hamzaoğlu Ortaokulu’nda 2015 yılında 5/6/7.sınıf öğrencilerine "Geziye gidecek olan şortlu kızlar otobüse alınmayacak" anonsunun yapılması ve 10-11 yaşındaki kızların götürülmemesi, saldırı tehdidine karşı önlem olarak açıklanmıştı. Biz yine abartmıştık.

Sürekli abartıyoruz ve bunun sonucunu siyasi temsilcilere bağlıyoruz. Bakanlarımız olayları kınayan açıklamalar yapıp olaylardan duydukları üzüntüyü belirtmediler mi? Özgecan için "Bizde üzüldük" diyerek kendi ahlak anlayışlarını ortaya koymadılar mı? Şort giyen kızımızın dayak yemesini kastederek "Sebebi ne olursa olsun" açıklaması yaparak sebebin şort olduğunu ve tasvip etmediklerini ima etmediler mi? Daha ne istiyoruz ki?

İran da 2014 yılında Futbol Federasyonu Milli Takım kalecisi Sosa ‘ya sarı renkli şortundan dolayı 6 ay spordan men cezası vermedi mi? Bu olay bir tek bizde mi oluyor? İran'da bu saldırının yüzlerce örneği var. “Olabiliyormuş demek!” diyerek iktidarın anlayışına destek olalım. Bu bizim ahlak anlayışımızın ve yönetim anlayışımızın hangi ülkelere denk olduğunu ortaya koyar.

Türkiye ve İran'da kıyafet nedeni ile bu tür saldırılar olurken bir de üçüncü dünya ülkesi olarak küçümsediğimiz Kenya'da olan benzer olaylara ve verilen tepkilere göz atalım. 2014 yılında mini etek giyen Nairobili bir kadına yönelik erkeklerin saldırısını, dönemin Devlet Başkan Yardımcısı William Ruto televizyonda "barbarlık” olarak niteliyor. Bu yüzden ülke genelinde on binlerce kişinin katıldığı "Benim Kıyafetim Benim Seçimim"  sloganıyla gösteriler düzenleniyor. Siyasi iktidardan sert tepki gelmesi ve toplumun birlik içinde olayı protesto etmesi,1964 yılında Cumhuriyeti ilan eden Kenya'da saldırıların önüne geçmeye yetiyor.

Peki bizde neden bu olaylar engellenemiyor? Olayın sorumluluğu kimde? Saydığımız saldırılara sessiz ve kayıtsız kalan iktidarda mı, yoksa bunca saldırı olurken sokaklarda buna tepki göstermekten çekinir hale getirilen toplumda mı?

Olayların gelişimine bakılırsa, Avrupa ülkesi olmaya aday ülkemizin Kenya'nın gerisinde olduğu görülüyor. Demokratik tepkilerimizi de, ahlak anlayışımızı da iktidarın tepkisine göre şekillendiriyoruz.
Alkışlar bize.

Gelin, bu olayların yeniden yaşanmaması için demokratik tepkimizi gösterelim. 25 Eylül Pazar günü saat 13:00-24:00 arasında yapılması planlanan “Şortumu Giyiyorum” etkinliğine destek verelim. Cinsiyet ayırmadan, kadın ya da erkek şortumuzu giyerek bu eyleme destek olalım.

                                                                                                                      Tacidar SEYHAN