TBMM Adalet Komisyonu 11. Yargı Paketi’nde ilk eşiği geçti

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu, kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinen ve yargı sisteminde kapsamlı değişiklikler öngören 38 maddelik kanun teklifinin görüşmelerini sürdürüyor.

Komisyon, çarşamba günü yapılan toplantıda, özellikle avukatlık disiplin sistemi, nitelikli dolandırıcılık davalarının görevli mahkemesi, akıl hastalarına yönelik güvenlik tedbirleri ve icra ihalelerindeki itiraz usulleri gibi alanları düzenleyen ilk 15 maddeyi kabul etti.

İktidar partisinin imzasını taşıyan teklif, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarıyla oluşan boşlukları doldurmayı ve yargılamaların daha öngörülebilir ve hızlı yürütülmesini amaçlıyor.


Avukatlık disiplin sistemi sil baştan: “Hangi fiile hangi ceza?” artık kanunda

Paketin kabul edilen ilk bölümünde en geniş yer tutan başlık, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişiklikler oldu.

Anayasa Mahkemesi, önceki kararlarında;

Avukatlara verilen disiplin cezalarının kanunda yeterince açık tanımlanmadığını,
Hangi fiilin hangi yaptırımı gerektirdiğinin belirsiz olduğunu,
Bunun da “suç ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı düştüğünü
vurgulamıştı.

Yeni düzenleme ile:

Uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma şeklinde net bir disiplin cezası skalası getirildi.
Hangi davranışın hangi disiplin cezasını doğuracağı tek tek kanun metnine işlendi.
Böylece baro disiplin kurullarının keyfi yorumlarının önüne geçilmesi ve avukatlar için hukuki belirliliğin artırılması hedeflendi.
Uyarma cezası; meslektaşı küçük düşürücü ifadeler kullanmak, eleştirileri kamuoyu önünde yürütmek, duruşmalara cübbesiz çıkmak veya mazeretsiz katılmamak gibi daha hafif ihlallerde uygulanacak. İş sahibinin bilgisi olmadan, karşı tarafın avukatı yokken görüşme yapmak ya da stajyerlere gereken ilgiyi göstermemek de bu kapsama giriyor.

Kınama cezası; reklam yasağını ihlal etmek, zorunlu müdafilik görevini yerine getirmemek, haklı sebep olmadan işi bırakmak veya alınan ücreti iade etmemek gibi daha ciddi ihlaller için öngörüldü. Avukatlık asgari ücret tarifesinin altında iş kabul etmek ya da son iki yıl içinde görev yaptığı kuruma karşı dava almak da kınama sebebi sayılacak.

Para cezası (20–200 bin TL aralığında) ise meslektaşa fiili saldırı, müvekkil zararına menfaat sağlama, yasaya aykırı şube açma gibi ağır fiillerde devreye girecek. Hakim veya savcıyla yakın akrabalık ilişkisi bulunmasına rağmen o yargı çevresindeki dosyada avukatlık yapmaya devam etmek de para cezası kapsamına alındı.

İşten çıkarma ve meslekten çıkarma ise sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi avukatlık onuruyla bağdaşmayan suçlarda gündeme gelecek. Yeni sistemde ayrıca tekerrür düzenlemesi var: Beş yıl içinde yeniden disiplin suçu işlenirse ceza bir derece ağır uygulanacak.


Nitelikli dolandırıcılık davaları Asliye Ceza’ya: Amaç hız ve ihtisaslaşma

Kabul edilen 12. ve 13. maddeler, ceza yargılamasının işleyişi açısından teknik ama etkisi büyük bir değişiklik getiriyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçları, artık Ağır Ceza Mahkemeleri yerine Asliye Ceza Mahkemeleri tarafından görülecek. Gerekçede:

Basit ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının farklı mahkemelerde görülmesinin görev uyuşmazlıklarına yol açtığı,
Bu nedenle yargılamaların uzadığı,
Asliye Ceza bünyesinde ihtisaslaşmanın hızlandırıcı etkisinin olacağı
vurgulanıyor.

Buna karşın, adliyelerde ani bir dosya yığılması ve kaos yaşanmaması için önemli bir geçiş hükmü de getirildi. Halihazırda Ağır Ceza Mahkemelerinde görülmekte olan veya istinaf ile temyiz aşamasında bulunan dosyalar için görevsizlik kararı verilmeyecek; bu dosyalar, kesin hüküm verilene kadar bulundukları mercii tarafından sonuçlandırılacak.


Akıl hastalarına zorunlu tedavi ve asgari süreler: “Sadece ceza değil, tedavi” vurgusu

Toplum güvenliğini yakından ilgilendiren bir diğer başlık, Türk Ceza Kanunu’nun akıl hastalığına ilişkin 32. ve 57. maddelerinde yapılan değişiklikler oldu.

Mevcut sistemde, kısmi akıl hastalığı bulunan failler için cezada indirim yapılabiliyor, ancak infaz bazen yalnızca hapis, bazen de tedavi şeklinde uygulanabiliyordu. Bu da “tehlikeliliği yüksek kişilerin kısa sürede toplum içine döndüğü” eleştirilerine yol açıyordu.

Kabul edilen 14. maddeyle:

Kısmi akıl hastalığı olan failler hakkında mahkûmiyet kararının yanında,
Zorunlu olarak “akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri”ne, yani yüksek güvenlikli hastanede tedaviye hükmedilmesi şartı getirildi.
Amaç; kişinin sadece cezaevinde kalması değil, aynı zamanda tedavi edilerek topluma kazandırılması ve tehlikeliliğinin azaltılması olarak tanımlanıyor.

15. maddeyle tedavi sürelerindeki belirsizlik de gideriliyor:

Ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet gerektiren suçları işleyen tam akıl hastaları için hastanede kalma süresi en az 1 yıl olacak.
Üst sınırı 10 yıldan fazla hapis gerektiren diğer suçlarda ise tedavi süresi en az 6 ay olarak belirleniyor.
Bu düzenlemeler, ciddi suçlar işleyen akıl hastalarının kısa sürede tahliye edildiği yönündeki kamuoyu kaygılarına cevap niteliği taşıyor.


İcra ihalelerinde kötü niyetli itirazlara teminat freni

Ekonomik kriz ve borçluluk oranlarının arttığı dönemde, İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikler de paketin öne çıkan başlıklarından biri.

Kabul edilen 1. madde ile icra satışlarında ihalenin feshi davalarının kötüye kullanılmasına karşı yeni bir mekanizma getiriliyor. Uygulamada, ihaleyle ilgisi olmayan üçüncü kişilerin, süreci uzatmak ya da alıcıyı caydırmak için fesih talep ettiği örnekler sıkça yaşanıyordu.

Yeni düzenlemeye göre:

İhaleyle doğrudan ilgisi olmayan kişilerin başvuruları, mahkemece dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilecek.
Fesih isteminde bulunanların nispi harç veya teminat yatırması zorunlu olacak.
Harç veya teminat eksikse mahkeme iki haftalık kesin süre verecek; bu süre içinde tamamlanmazsa başvuru yeniden incelenmeden reddedilecek.
Bu sayede hem alacaklının alacağına daha hızlı kavuşması hem de icra dairelerindeki iş yükünün azaltılması hedefleniyor.


Şüpheli tasarruflarda süreler, kamu ihalelerinde bedel iadesi ve GSS affı
İcra ve İflas Kanunu’nun 278. maddesinde yapılan değişiklikle, borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı şüpheli tasarrufların iptali için öngörülen süreler yeniden düzenlendi.

Borçlunun aciz hâlinden geriye doğru iki yıl olarak uygulanan iptal süresi bir yıla indirildi.
Kimlerin “bağışlama yapmış sayılacağı” maddeye daha açık şekilde yazıldı; altsoy, üstsoy, üçüncü dereceye kadar hısımlar ve evlatlık gibi yakınlarla yapılan tasarruflar bağışlama sayılarak iptale tabi tutulacak.
Kamu ihalelerinde ise, itiraz eden firmaların yatırdığı yüksek başvuru bedellerinin iadesi kolaylaştırılıyor.

İtirazında kısmen haklı çıkan veya ihalesi idare tarafından iptal edilen firmalara,
Haklılık oranına göre başvuru bedelinin iadesi sağlanacak.
Bir dilekçede birden fazla iddia varsa, her biri ayrı değerlendirilerek iade oranı hesaplanacak.
Sosyal güvenlik tarafında ise 1 Ocak 2016 öncesine ait Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçları ve gecikme cezalarının tamamen silinmesi öngörülüyor.


Çocukların suçta kullanılması, açık hatlar, trafik ve sosyal medya: Sıradaki maddelerde neler var?

Komisyondan geçen ilk 15 maddenin ardından gözler, paketin kalan 23 maddesine çevrildi. Bu bölümde özellikle:

Çocukların suçta kullanılması,

Trafik güvenliği ve araç kaçırma,

Dijital suçlar ve kripto varlıklar,

Sosyal medya kaynaklı hakaret davaları ve içerik kaldırma,

“Açık hat” kullanımı ve yabancıların hatları,

İnfaz düzenlemeleri ve erken denetimli serbestlik,

GSS borçlarının silinmesi gibi başlıklar yer alıyor.

Öne çıkan bazı düzenlemeler şöyle özetlenebilir:

Trafikte yol kesme, makas atma, araç kaçırma gibi eylemler için ceza aralıkları artırılıyor; elektrikli araçlar da kapsama alınıyor.
Kurusıkı dahil havaya ateş etme fiili, özellikle düğün ve kalabalık törenlerde, ilk kez açık şekilde hapis cezası kapsamına giriyor.
Dijital dolandırıcılık şüphesinde banka hesapları, kartlar ve kripto cüzdanları 48 saate kadar dondurulabilecek; ardından hâkim/savcı kararı gerekiyorsa el koyma gündeme gelecek.

Sosyal medya üzerinden hakaretin önemli bir kısmı “önödeme” kapsamına alınıyor; belirlenen para cezası ödenirse dava açılmayacak (beş yılda sadece bir kez).

Mahkeme kararına rağmen içerik kaldırmayan sosyal medya platformlarına önce yüzde 50, ihlal sürerse yüzde 90 bant daraltma uygulanabilecek.

Suç örgütlerinin çocukları kullanması hâlinde cezalar ağırlaşıyor; çocuk örgüt faaliyetlerine dahil edilirse bu, örgüt yöneticisi ve üyeleri için daha ağır ceza sebebi sayılacak.

Başkası adına kayıtlı “açık hatlara” sınırlama getirilirken, kimlik bilgilerini güncellemeyen yabancı uyrukluların hatları kapatılabilecek; suçta kullanıldığı tespit edilen hatlar mahkeme kararıyla sinyal kesilerek devre dışı bırakılacak.

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işlemiş bazı hükümlüler için açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikten daha erken yararlanma imkânı getirilerek pandemi döneminde oluşan infaz eşitsizliklerinin giderilmesi hedefleniyor.
Komisyondaki görüşmeler, 16. maddeden itibaren önümüzdeki günlerde devam edecek; teklif Genel Kurul’a geldiğinde, maddelerin son şekli ve yürürlük takvimi netleşecek.