İzmir Körfezi’nin mevcut durumunu değerlendirmek ve çözüm odaklı yol haritasını güçlendirmek amacıyla düzenlenen “2025 Körfez Buluşması”, İZDENİZ ile İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu (İSTÖP) iş birliğinde Tarihi Bergama Vapuru’nda gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Zafer Yıldır, İSTÖP–KONFED–KONVAK Genel Başkanı Mehmet Aydoğan, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, sivil toplum kuruluşları, İZSU ve İZDENİZ yöneticileri ile akademisyenler bir araya geldi.
Toplantıda, Körfez’de son iki yılda kaydedilen iyileşmeler bilimsel verilerle ortaya konurken, İzmir Körfezi’nin daha iyi bir duruma gelmesi için uygulanabilecek hedefler de detaylı şekilde ele alındı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Zafer Yıldır, şunları söyledi:
“275 kilometre uzunluğundaki Gediz Nehri, dört farklı ilden geçerek Körfez’e ulaşıyor ve ne yazık ki sonunda ciddi bir kirlilik yükü taşıyor. Gerekli arıtma süreçleri işletilmediği, kontroller ve denetimler yeterince yapılmadığı için bu kirlilik her geçen gün artıyor. Üstelik bu denetimleri yapma yetkisi yerel yönetimlerde değil. Önümüzdeki dönemde bu yetki konusunda yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bugün geldiğimiz noktada Gediz’in kirletilmeye devam ettiğini üzülerek görüyoruz. UNESCO’nun önerdiği ve bilim insanlarıyla geliştirdiğimiz modifiye kil uygulaması hakkında da sizleri bilgilendireceğiz. Körfez üzerinde daha sıkı bir kontrol mekanizması oluşturmak için hem uydu hem drone izleme sistemlerini devreye aldık. İZSU ekiplerimiz büyük bir özveriyle çalışıyor; geçmişte yaşanan kirlilik ve koku sorunlarına kıyasla önemli bir aşama kaydettik. Ancak bakanlık düzeyinde yürütülmesi gereken çalışmalar henüz başlamış değil.”
İSTÖP–KONFED–KONVAK Genel Başkanı Mehmet Aydoğan ise, “21 bilim insanıyla birlikte çalışmak için bugün buradayız. İzmir’in en büyük sorunlarından biri olan Körfez’e katkı sunacağız. Bu proje, İzmir’in sivil toplum kuruluşlarının yerel yönetimlerle birlikte sorunu çözmesinde ilk adım ve devamının da başlangıcı olacaktır. Biz burada bilimsel olarak nasıl katkı sunabiliriz, bunu araştıracağız.” ifadelerini kullandı.
Programın sunum bölümünde ilk olarak İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan söz aldı. Erdoğan, şunları aktardı:
“Özellikle son dönemde gerçekleştirdiğimiz 2,5 milyar liralık büyük altyapı programı kapsamında, Lot 1, Lot 2 ve Lot 3 olarak adlandırdığımız geniş bir bölgeyi kapsayan çalışmalar yapıyoruz. Alsancak, Konak, Karataş ve Karabağlar’da yeni yağmur suyu hatları oluşturarak, yağış anında kanalizasyon hatlarının taşmasını önlüyor ve yağmur suyunu doğru hatlara yönlendiriyoruz. İzmir Körfezi’ne çıkan ve çevresini besleyen 33 dere bulunuyor. Bu derelere yalnızca doğal akış değil; kentteki kirliliğin tamamı, sokaklardan taşınan atıklar, yağmur suyu ızgaralarından sürüklenen çöpler ve ne yazık ki bilinçsiz vatandaşlarca çevreye bırakılan atıklar da ulaşıyor. Bu nedenle 33 derenin tamamında her yıl düzenli ve kapsamlı temizlik çalışmaları yapıyoruz. Yıllık olarak yaklaşık 100 bin ton malzeme bu derelerden çıkarılıyor. En yoğun örneklerinden biri, halkımızın da yakından bildiği Halkapınar–Meles hattıdır; taşkın dönemlerinde kritik önem taşıdığı için burada yoğun mesai harcıyoruz.”
İzmir’in merkezinde oluşan atık suyun yüzde 96’sının Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’ne gittiğini belirten Erdoğan, “Yıllardır konuşulan dördüncü fazın inşaatını nisan ayında tamamlayarak işletmeye aldık. Bununla birlikte birinci, ikinci ve üçüncü fazlarda gerekli tadilatları yaptık; tüm ekipmanları yeniledik; ön arıtma tesisini kurduk; içerideki mevcut birikimleri temizledik. Dördüncü faz devreye alınırken, ilk üç fazı da sistemden çıkartıp tamamen temizleme fırsatı bulduk. Bugün itibarıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi, bakanlık tarafından anlık ve tam yetkili şekilde izleniyor. Tüm değerler mevzuata uygun olarak sağlanıyor. Tesis, 2019’da kaybettiği geçici faaliyet belgesini geçtiğimiz hafta yeniden aldı. Yani İzmir’in atık sularının %96’sını arıtan bu tesisle ilgili teknik açıdan tartışılacak bir problem yok. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın sayılı arıtma tesislerinden biri olan bu tesis, sürekli yenilenmeyi gerektiren ‘canlı’ bir tesis; elbette yapılacak çok şey var. Ancak şu anda Körfez üzerinde olumsuz bir etkisine dair herhangi bir veri bulunmuyor ve tesis tamamen kontrol altında çalışıyor.” dedi.
İzmir Körfezi’nde yıllardır devam eden sığlaşma ve sediment birikimi sorununa da dikkat çeken İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, “Körfez’de dışa doğru bir su hareketi olsa bile, kıyı çizgisi boyunca ciddi bir sığlaşma yaşanıyor. Haritalarda sarı ile gösterilen bölgeler, sediment birikiminin en yoğun olduğu alanlardır. Bu süreç körfezin zamanla bir göle dönüşme riskini taşıyor. Gemilerin geçtiği alan giderek daralıyor ve bu durum Yenikale Burnu ile Çakalburnu hattında kritik derinlik kayıplarına yol açtı. Bugün gemi trafiğinin kullandığı koridor oldukça daralmış durumda. Sediment hareketi kontrol altına alınmazsa Körfez’in dolaşım kapasitesi daha da zayıflayacak.” dedi.
Etkinlik sonunda İSTÖP üyeleri, İZDENİZ ve İZSU temsilcilerine İzmir Körfezi’nin sağlıklı bir ekosistem haline gelmesi için bilim kurulunun önerilerinin takip edilmesi, arıtma tesislerinin kapasite ve teknoloji açısından güçlendirilmesi, dip tarama ve dere temizliği gibi kalıcı müdahalelerin sürdürülmesi ile gemi kaynaklı kirlilikle etkin mücadeleyi artırma konusunda kararlılıklarını bildirdi.
Hibya Haber Ajansı
