Aile üyesi ve Avustralya'nın önde gelen Müslüman tarihçilerinden Dr. Dzavid Haveric, HİBYA'ya yaptığı açıklamada, ailenin kollarının Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Türkiye'ye uzandığını, torunların buralarda nesiller boyu yaşadığını ifade etti.

Kendisini Charles Sturt Üniversitesi'nde yardımcı araştırma görevlisi, Victoria Müzesi'nin fahri üyesi ve 14 kitabın yazarı olarak tanımlayan Dr. Haveric, okuyucuyla buluşan ''530 yıllık Haveric Bey Ailesi: soy ağacı ve tarih yazımı'' adlı kitabının, Avustralya'da yazılmış ilk Müslüman soy araştırması ve tarih çalışmaları arasında yer aldığını belirtti.

Dr. Haveric, ailesinin 500 yılı aşkın süredir devam eden bey geleneğinin Osmanlı döneminde üst düzey görevlerde bulunduklarını, Karadağ ve Arnavutluk krallıkları sırasında önemli makamlar elde ettiklerini; yönettikleri bölgeler (beylikler), geniş toprak mülkiyetleri (begovat), başarılı ticari faaliyetleri ve kurdukları vakıflar aracılığıyla kendini gösterdiğini anlattı.

Ailesinin, bulundukları ülkelerde din ve etnik köken ayrımı yapmadan hoşgörüyü, eğitimi, sadakati ve ülke savunmasını desteklediklerini, bu yüzden toplumun saygısını kazandıklarını vurgulayan Haveric, ''Bu hikayenin altında insanlığın ortak mesajları yatıyor; barış, toplumsal erdemler ve yaşam mücadelesi. İnsanların aynı türün üyeleri olduğunu, ortak deneyimler paylaştığını ve doğuştan bir onura sahip olduklarını hatırlatıyor.'' dedi.

Haveric, ailesinin önemli fertleri arasında 1 müşir (mareşal), 7 paşa, 1 miralay, 1 binbaşı, birkaç zabit, 1 kaptan, 2 katip, 1 başkatip, 2 kaymakam, bir ya da iki konsolos, bir ağa, imamlar ve bir hafızın bulunduğunu, bu yüksek eğitimli, saygın ve itibarlı kişilerinin genellikle ''efendi'' olarak anıldığını ifade etti.

Aile fertlerim Türkiye Cumhuriyeti'ne katkı sağlamaya devam ediyor

Dr. Dzavid Haveric, ailesinin birkaç kuşaktır Türkiye'de yaşadığını belirterek, ''Ailenin bir kolu İstanbul, Ankara ve İzmir'e yerleşmiştir. Türkiye'de farklı dönemlerde iyi karşılanmışlar ve bu da onlara birçok fırsat sağlamıştır. Osmanlı döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk zamanında yaşamış ve çalışmışlardır. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde atalarımın bazıları şeriat hukuku ve askeri okul eğitimi almak için İstanbul'a gitmiş, bazıları ise başarılı tüccar olmuştur. Günümüzde ise farklı alanlarda başarılı Türk vatandaşları olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne katkıda bulunmaktadırlar.'' dedi.

Aile üyelerinden bazılarının imparatorluk uğruna hayatlarını feda ettiğini anlatan Haveric, Türkiye'de atalarının onurlandırıldığı örneklerin de bulunduğunu ifade etti.

Dr. Haveric, sultanın fermanıyla Mahmud Hamdi Efendi'nin (Haveric), Yunan-Türk savaşına katılımından dolayı madalyalarla ödüllendirildiğini, 1870 yılında imparatorluktaki ikinci en yüksek nişan olan dördüncü derece Osmaniye nişanını aldığını belirterek, diğer aile fertleri hakkında şu bilgileri verdi:

''Mahmud Hamdi Efendi ayrıca sultan tarafından Beşinci Derece Mecidiye Nişanı ve Hamidiye Hicaz Demiryolu Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca Karadağ hükümeti tarafından liyakat gereği gümüş madalya kazanmıştır.

Zejnel Bey (Haveric), sultanın sarayında yüksek rütbeli bir asker (paşa) olarak görev yapmış ve Bar şehrinden Girit savaşına giden askerleri bizzat götürmüştür. Bu onurlu görevi başarıyla yerine getirmiş ve askerler tarafından büyük sevgiyle karşılanmıştır. Dönüşlerinde birliklerine askeri hizmet nişanı verilmiştir.

Ali Rıza Bey (Haveric), 1880 yılında İşkodra'da doğmuştur. Eğitim almak üzere sultanın okullarına katılmak için İstanbul'a gönderilmiş, ardından Harbiye Askeri Akademisi'nde öğrenim görmüştür. Daha sonra Almanya'daki ünlü askeri okula gönderilerek miralay rütbesine kadar yükselmiştir.

Hasan Tahsin (Haveric) ise 1914 yılında İstanbul'daki askeri akademiden mezun olmuştur. Ancak askerlik yapmak istemediği için din kültürü alanında eğitim almış ve diğer Arnavut alimlerle birlikte Kur'an-ı Kerim'in Arnavutça tercümesini hazırlamıştır.

1913 Balkan Savaşı'ndan sonra Akif Bey (Haveric) Türkiye'ye giderek Karadeniz kıyısındaki Trabzon'da bulunan Türk konsolosluğunda katip olarak görev yapmıştır. Haveric ailesinden birkaç kişi ise Karadağ’ın eski başkenti Podgorica'da zabit (şehir komutanı) olarak atanmıştır.''

Tarihsel koşullar değiştiği için ailesinin artık ''bey'' unvanını taşımadığını belirten Dr. Dzavid Haveric, buna rağmen birçok aile ve dost tarafından seçkin ve saygın bir aile olarak görüldüklerini sözlerine ekledi.

Prof. Muhic'in değerlendirmesi

Boşnak Bilim ve Sanat Akademisi eski başkanı ve uluslararası üne sahip Boşnak akademisyen Prof. Ferid Muhic, Dr. Haveric'in kitabına ilişkin görüşlerini şöyle paylaştı:

''Konu bakımından akademisyen Dzavid Haveric'in son çalışması aile günlükleri türüne girerken, yöntem bakımından Haveric ailesine dair bilimsel bir vaka çalışması olarak tasarlanmıştır. Kitap, Güneybatı Avrupa'nın, özellikle Balkan Yarımadası'nın merkezi bölgesinin beş asrı aşan dönemine ilişkin sosyoloji, kültüroloji ve tarih yazımı alanlarına son derece değerli katkılar sunmaktadır.''

Hibya Haber Ajansı