Görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Suriye'deki son gelişmeler ve Meclis'te kurulan komisyonda gelinen süreçle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Suriye'ye Kucaklayıcı Yaklaşım Çağrısı

Babacan, kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekerek, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, PYD/SDG ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetine önemli çağrılarda bulundu.

Şam Yönetimine Mesaj

Babacan, ilk olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve yönetimine seslenerek şu ifadeleri kullandı:

“Şam yönetiminin güçlü bir devlet yapısına ulaşması, ancak Suriye içindeki tüm kesimlerin güvenini kazanmasıyla mümkün olur. Yeni devlet yapısı, ancak halkın desteğine dayanan meşruiyetle ayakta kalabilir. Dışarıdan gelen destekler bugün mevcut olabilir, ancak yarın olmayabilir. Oysa toplumdan güç alan ve her kesimden destek gören bir yönetim, içeride ve dışarıda huzur ve istikrarı sağlayabilir. Bu nedenle kucaklayıcı bir politika benimsenmeli; azınlıkların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak bir anayasa hazırlanmalı; Suriye’de tüm kesimlerin yer aldığı yerel yönetimler kurulmalı ve merkezi yönetim, tüm ülkeyi adil biçimde temsil etmelidir.”

Güven İnşası İçin Somut Adımlar

Esad ve yönetiminin güven inşası için somut adımlar atması gerektiğini vurgulayan Babacan, Arap, Kürt, Türkmen, Alevi ve Sünni olmayan diğer Arap topluluklarını kapsayan, kültürel çeşitliliği esas alan kademeli bir sürecin yürütülmesini önerdi.

Türkiye Hükümetine Dil ve Yaklaşım Uyarısı

Babacan, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine özellikle kullanılan dile dair uyarı ve önerilerde bulundu. Sözcüğün gücüne dikkat çeken Babacan, ifadelerin hiçbir kesimde duygusal kopuşlara yol açmaması gerektiğini kaydetti:

“Türkiye içindeki hukuk ve adalet sorunlarını veya ekonomik meseleleri örtmek için kullanılacak 'zafer dili', hem kendi Kürt vatandaşlarımızda hem de Suriye ve Irak Kürtlerinde derin duygusal kopuşlara neden olabilir. Bu, uzun yıllar telafisi zor yaralar açar. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı. Türkiye, yapıcı yaklaşımı sürdürürken, galip-mağlup, zafer-hezimet diliyle değil; barış, insanlık, hukuk ve adaletin kazanacağı bir süreci desteklemelidir.”

Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle vurgulamak isterim ki; Suriye’de demokrasinin hakim olduğu bir sürece Türkiye'nin destek vermesi zorunludur. Zira Suriye’de seçim takviminin açıklanma zamanı çoktan gelmiş hatta geçmiştir. Halk iradesinin yönetime gelmesini sağlayacak bir yönetim perspektifi sunulmazsa güven inşası mümkün olmayacaktır.”

TBMM Komisyonunun Rolü

Babacan, TBMM'de kurulan Suriye komisyonunun bu dönemde daha aktif rol alması ve somut bir çözüm stratejisi üretmesi gerektiğini savundu.