Dışişleri Bakanı Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:

"Bu yıl çok önemli bir toplantı düzenliyoruz. Sadece istikrarsızlıkla değil, aynı zamanda derin bir sistematik çöküşle karşı karşıyayız. Bu çöküş, uluslararası sistemin vicdanını kaybettiğini ve meşruiyet krizleri yaşadığını gösteriyor.

Yaşadığımız çöküş, kurumların güvenliği sürdüremediği, gerilimleri engelleyemediği ve krizlerin artarak barışın tehdit altında olduğu bir dönemin göstergesidir.

Uluslararası sistem hâlâ işlevsel mi? Adalet, güven ve öngörülebilirlik açısından değerlendirildiğinde, küresel yönetimin artık fonksiyonel olmadığını, paralize olduğunu ve sürdürülemez bir yapıda bulunduğunu görmekteyiz. Bu durum, tek gün içinde oluşmadı; uzun ve yapısal sürecin sonucudur.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası kurumların reformu çağrısı, sadece politik bir slogan değil, krizler ortaya çıkmadan önce yapılan önemli bir tespittir. Birleşmiş Milletler’in adeta pusulasını kaybettiğini vurguluyoruz.

Birçok aktör, jeopolitik konfor alanlarını yitirirken kendi yarattıkları statükonun çöküşüne tanık oluyor. Bu illüzyonun yıkılmasıyla birlikte, adaletsiz sistemden faydalananlar kurdukları yapının dağılmasını gözlemliyor.

Mevcut Gerilimlerin Kaynağı ve Bölgesel Tehditler

İsrail’in yarattığı gerilimler, bizi daha büyük bir savaşa doğru götürüyor. Biz ise bölge ülkelerini çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşıyız. İran’ın bölgedeki etkileri de Körfez’i derinden etkiliyor. Bu savaş yalnızca İsrail’in meselesi değil; tüm dünya bunun ağır bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sorunlar giderek ağırlaşıyor.

Başından beri bu tehlikeli tabloyu gördük. Netanyahu’nun siyasi geleceği için yürüttüğü bu çatışma nedeniyle, biz üst düzeyde itidal çağrısı yapıyoruz. Bu savaş, bölgedeki ülkelerin kaderini ve ilişkilerini kökten etkileyebilir.

Türkiye’nin Diplomasideki Rolü ve Barış Çabaları

Çıkış yolumuz gerilimleri azaltmak ve diplomasiye öncelik vermektir. Türkiye, bölgedeki ortaklarıyla koordineli şekilde diplomatik çözümler için çalışmalarına devam ediyor.

Son dönemde Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret ettim. Bu ziyaretlerde, bölgedeki dayanışmayı güçlendirmeye çalıştık ve İsrail’in özellikle Lübnan’a yönelik genişleme politikalarına karşı durduğumuzu belirttik. Bu süreci daha etkin kılmak için üst düzey görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Amacımız, somut adımlarla çatışmaları kısa sürede sona erdirmek. Bu anlamsız savaşın yayılıp küresel ekonomiye kalıcı zararlar vermeden bitmesi gerekiyor. Diyalog kanallarını açık tutarak, sonuç odaklı müzakerelerin hızla başlaması zorunludur.

Barış yolunda ilerlerken, Netanyahu’nun fundamentalist ve sert tutumlarına izin verilmemelidir. Uzun süren çatışmalar, bölgeyi zayıflatmakla kalmayıp parçalamakta ve savunmasız bırakmaktadır.

Bilgi Savaşı ve Türkiye’nin Tutumu

Türkiye tüm diplomatik araçlarını bu savaşta aktif olarak kullanıyor. Günümüzde savaş sadece fiziksel alanla sınırlı değil; aynı zamanda bilgi ve algı yönetimi üzerinden gerçeklik değiştirme mücadelesine dönüşmüştür. Anlatımlar, algıları yönlendirerek hakikati çarpıtmaktadır."