Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Antalya'da düzenlenen Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı'na katıldı.
Strateji belirlerken dört temel soruya yanıt bulunması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Neredeyiz, nereye gitmek istiyoruz, gitmek istediğimiz yere nasıl ulaşacağız ve bunu kimlerle yapacağız? Bu sorulara net cevaplar verebilirsek, bu toplantı amacına ulaşmış olur” dedi.
Dünyada Yapısal Dönüşüm ve Artan Güvenlik Endişeleri
Dünyanın köklü bir dönüşümden geçtiğine dikkat çeken Yılmaz, küresel güvenlik kaygılarının yükseldiğini belirtti. Venezuela'dan Gazze'ye, Rusya-Ukrayna savaşına kadar birçok somut örnek yaşandığını söyleyen Yılmaz, “Yaşanan gelişmeler, sadece siyasi aktörlerin tercihleriyle açıklanamaz; bu, yapısal bir dönüşümün göstergesidir” ifadesini kullandı.

Ekonomik Güç Dengeleri ve Jeopolitik Gerginlikler
Ekonomik güç merkezlerinin kaydığını belirten Yılmaz, Uzak Doğu'daki yükselen ekonomik aktörlerin küresel dengeyi etkilediğini ve bunun jeopolitik gerilimleri artırdığını söyledi.
Avrupa'nın Güvenlik Stratejisinde Kırılma
Avrupa'nın güvenlik anlayışında önemli bir değişim yaşandığını aktaran Yılmaz, “Avrupa, başka ülkelere güvenerek yoluna devam edemeyeceğini anladı. Rusya-Ukrayna çatışması ve ABD'nin yük paylaşımı yaklaşımı bu süreci hızlandırdı. Avrupa, savunma alanına daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalacak” dedi.
NATO'nun 2035 hedeflerinin de bu dönüşümün somut örneği olduğunu dile getiren Yılmaz, savunma harcamalarının milli gelir içindeki payının artacağını ifade etti.

Güvenlik, Sadece Askeri Güç Değil
Bir ülkenin güvenliğinin sadece askeri güçle sağlanamayacağını vurgulayan Yılmaz, “Ekonomisinden hukuk düzenine, kültürel yapısından idari kapasitesine kadar tüm kurumları güçlü olmak zorundasınız. Savunma sanayi ancak bu bütünün parçası olduğunda anlam kazanır” dedi.
Türkiye'nin Savunma Sanayindeki Gücü ve Başarıları
Türkiye'nin savunma sanayinde avantajlı bir konumda olduğunu söyleyen Yılmaz, bu başarının güçlü siyasi irade sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayine erken dönemde destek verdiğini anımsatan Yılmaz, “Erken yola çıkan yol alır. Türkiye bu avantajını çok iyi değerlendirmeli” diye konuştu.
Yılmaz, savunma sanayinin sıradan bir sektör olmadığını, güçlü siyasi irade olmadan ilerleme sağlanamayacağını vurguladı.
Savunma sanayii ihracatının 10 milyar doları aşmasının önemli bir eşik olduğunu belirten Yılmaz, bu başarının kalıcı hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin savunma sanayinde ilk 10 ülke arasında yer aldığını hatırlatan Yılmaz, yeni hedeflerin belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Savunma Sanayinin Stratejik Önemi
Yılmaz, savunma sanayinin sadece güvenlik değil, ekonomik kalkınma, nitelikli istihdam ve cari açığın azaltılması açısından da stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.
Teknolojik dönüşümün merkezinde yapay zekanın yer aldığını ifade eden Yılmaz, savunma sanayinde geliştirilen teknolojilerin sivil alanlara aktarılmasının önemine işaret etti. Sağlık başta olmak üzere birçok sektörde bu teknolojilerin kullanılabileceğini söyleyen Yılmaz, savunma ve sivil sanayi arasındaki etkileşimin artırılması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda, savunma sanayii ekosistemine katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür eden Yılmaz, toplantının Türkiye ve dünya için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

