Bugün yürürlüğe giren CBAM kapsamında, son dönemde yayımlanan yasa teklifleri ve uygulamalara dikkat çeken Bakanlık Sözcüsü, açıklamasında karbon emisyon yoğunluğu için varsayılan değerlerin belirlenmesi ve kapsamın genişletilmesi planlarının yer aldığını ifade etti.
AB’nin Çin’in yeşil ve düşük karbonlu kalkınma alanında elde ettiği önemli başarıları göz ardı ederek, Çin menşeli ürünler için yüksek varsayılan değerler belirlediğine işaret eden sözcü, AB’nin önümüzdeki üç yıl boyunca bu varsayılan değerleri her yıl artırma planında olduğunu hatırlattı.
Bu planın, Çin’in mevcut durumu ve gelecekteki gelişim eğilimleriyle uyumlu olmadığını, ayrıca Çin’e karşı adaletsiz ve ayrımcı bir uygulama olduğunu belirten sözcü, AB’nin bu tutumunun Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) “en çok kayrılan ülke muamelesi” ve “ulusal muamele” ilkeleri ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ndeki “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesine de aykırı olduğunu vurguladı.
Sözcü, AB’nin 2028’den itibaren CBAM kapsamını makine ekipmanları, otomobil ve parçaları ile ev aletleri gibi yaklaşık 180 çelik ve alüminyum yoğun ürünle genişletmeyi planlayan yasa tasarısını sunduğunu belirtti. Söz konusu tasarının iklim değişikliğiyle mücadele kapsamını aştığını, açıkça tek taraflılık ve ticaret korumacılığı içerdiğini ifade eden sözcü, Çin’in bu durumdan ciddi endişe duyduğunu ve kararlılıkla karşı çıktığını dile getirdi.
Sözcü ayrıca, Çin’in AB’nin yakın zamanda 2035 yılı fosil yakıtlı yeni araç yasağını değiştirerek birlik içindeki kontrol düzenlemelerini gevşettiğine dikkati çekti. AB’nin dış pazarda yeşil korumacılık yaparken, içeride düzenlemeleri hafifleterek emisyon azaltma gereksinimlerini azalttığını hatırlatan sözcü, bu tutumun tipik bir çifte standart örneği olduğunu kaydetti.
Sözcü, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “AB, tarihsel emisyon sorumluluğunu, ülkelerin kalkınma aşamalarını ve teknoloji seviyelerini göz ardı ederek, ‘karbon kaçağını’ önleme gerekçesiyle yeni ticaret korumacılığı uygulamaları getirmekte, kendi karbon standartlarını gelişmekte olan ülkelere dayatmaktadır. Bu durum iklim ve ticaret yönetim kuralları arasında çatışmaya yol açarken, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemi maliyetlerini artırmakta ve uluslararası toplumdaki karşılıklı güvene zarar vermektedir. Bu, tarafların iklim değişikliğiyle iş birliği yapma ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme çabalarına tamamen aykırıdır. AB’nin iklim ve ticaretle ilgili uluslararası kurallara uymasını, tek taraflılıktan ve korumacılıktan vazgeçmesini, piyasa açıklığını korumasını; adil, bilimsel ve ayrımcılıktan uzak ilkeler doğrultusunda yeşil alanda ticaret ve yatırımı serbestleştirip kolaylaştırmasını bekliyoruz. Çin, AB ile iş birliği içinde küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmeye hazırdır. Ancak herhangi bir haksız ticaret kısıtlamasına karşı, kendi kalkınma çıkarlarını, Çinli şirketlerin meşru haklarını ve küresel endüstri ile tedarik zincirlerinin istikrarını korumak için gerekli tüm önlemleri kararlılıkla alacaktır.”

