Mevlana alıntısıyla mesaj: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”
Perşembe günü açıklanacak faiz kararı öncesi ekonomi çevrelerinden Merkez Bankası’na peş peşe değerlendirmeler gelirken, en dikkat çekici uyarı TEPAV’dan geldi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ekonomik düşünce kuruluşu olarak faaliyet gösteren Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Merkez Bankası’nın enflasyon hedefleri ile para politikasının tutarlılığına dikkat çekti.
TEPAV, yayımladığı değerlendirmede Mevlana’nın, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözünü hatırlatarak, Merkez Bankası’nın kendi koyduğu yüzde 16’lık 2026 enflasyon hedefiyle faiz indirimi mesajlarının uyumlu olmadığını belirtti.
“Hedef yüzde 16 ise faize dokunma, indirime gideceksen hedefi yükselt”
Notta, Merkez Bankası’nın 2026 yıl sonu için açıkladığı yüzde 16 enflasyon hedefi ile para politikasının “bütünlüğü ve inandırıcılığının” korunması gerektiği vurgulandı.
TEPAV’ın çerçevesi özetle şöyle:
Eğer yüzde 16’lık hedef korunacaksa, perşembe günü faiz indirimine gidilmemeli,
Faiz indirimi gündeme getirilecekse, enflasyon hedefi yüzde 20–25 aralığına yükseltilmeli,
Ancak bu durumda, 200 baz puanlık (2 puan) bir faiz indirimi “rasyonel ve tutarlı” sayılabilir.
Değerlendirme, “Yüzde 16 hedefini koruyacaksan faize dokunma; hedefi yüzde 20–25’e çıkarırsan 2 puanlık indirim makul olur” mesajı olarak öne çıktı.
Türkiye enflasyonda zirvede, piyasa hedefe inanmıyor
TEPAV, Türkiye’nin ekim ayı itibarıyla:
Aylık enflasyonda G20 ülkeleri arasında birinci,
Yıllık enflasyonda ise OECD ülkeleri arasında birinci konumda olduğunu hatırlattı.
Raporda, piyasanın Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık 2026 hedefini inandırıcı bulmadığına işaret edilerek, reel sektörün Kasım 2026 için öngördüğü enflasyonun yüzde 35,7 seviyesinde olduğuna dikkat çekildi.
Bu uyumsuzluğun, enflasyon hedeflemesi sisteminin güvenilirliğini zedelediği, faiz indirimi kararının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Siyaset ve dış belirsizlikler de tabloyu ağırlaştırıyor
TEPAV değerlendirmesinde, enflasyon görünümünün yalnızca fiyat dinamiklerinden ibaret olmadığına da değinildi.
Metinde, mart ayında Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı günden bu yana yaşanan iç siyasi gerilimler ve küresel ölçekte devam eden dış belirsizliklerin, ekonomik istikrarı sağlamayı zorlaştırdığı notu düşüldü.
Bu nedenle, para politikası kararlarının hem iç siyasi riskleri hem de dış konjonktürü gözeten ihtiyatlı bir çerçeveyle alınması gerektiğinin altı çizildi.
Hakan Kara’dan esprili yanıt: “Mevlana Merkez Bankacılığı” ve faiz takvimi
Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Hakan Kara da TEPAV’ın Mevlana atıflı değerlendirmesine esprili bir yanıt verdi.
Kara, sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Mevlana Merkez Bankacılığı teriminin telif hakkının kendisine ait olduğunu” söyleyerek tartışmaya mizahi bir giriş yaptı; ancak faiz politikası konusunda net bir uyarı da ekledi.
Kara’ya göre Merkez Bankası, inandırıcılığını güçlendirmek için şu mesajı vermeli:
“Kasım ve aralıktaki enflasyon düşüşünü hemen faiz indirimine çevirmeyeceğiz; çünkü ocak ayında enflasyon yeniden yükselebilir. Enflasyon üç ay üst üste yüzde 1,5’in altına düşene kadar sıkı duruşumuzu koruyacağız.”
Eski başekonomist, bu nedenle faiz indirimi için ocak enflasyonunun görülmesini daha doğru bulduğunu ifade etti.
Enflasyon hedefi mi, faiz seviyesi mi? Gözler perşembeye çevrildi
Özetle, ekonomistlerin Merkez Bankası’na gönderdiği mesaj iki başlıkta toplanıyor:
Enflasyon hedefi ile faiz kararı arasında tutarlılık kurulmadan adım atılmaması,
İletişim dilinin ve hedef setinin piyasalarda güven üreten bir çerçevede yeniden kurgulanması.
Şimdi gözler, perşembe günü yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda. Merkez Bankası’nın vereceği karar, sadece politika faizinin seviyesini değil, enflasyon hedeflemesinin kredibilitesini de test edecek.

