İngiltere’de yapılan bir araştırmada yaşlılığa bağlı görme kaybının önüne geçebilmek için önemli bir bilgi keşfedildi. Yapılan araştırmaya göre her gün 3-4 dakika kırmızı ışığa bakmak, yaşlılığa bağlı görme kaybını önleyebiliyor. Parkinson ve diyabet gibi hastalıklarda yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayabilecek bu yeni araştırma sonucuna göre kırmızı ışığın, hücrelerin pilleri olarak nitelendirebileceğimiz mitokondrileri canlandırdığı keşfedildi.

"The Journals of Gerontology" isimli bilim dergisinde yayınlanan araştırmada, bunu denemek için yaşları 28 ila 72 arasında değişen 12 kadın ve 12 erkek denek kullanıldı. Bu gönüllülere 670 nanometre dalga boyunda kırmızı ışık yayan bir el feneri verildi. Verilen bu dalga boyu, görülebilme spektrumun sonlarında, insan gözünün göremediği kızılötesi ışığın dalga boyunun hemen altında yer alıyor.
24 gönüllü, bu deney için her gün kendilerine verilen el feneriyle yaklaşık 3 dakika boyunca kırmızı ışığa baktı. Bu ışığa bakarken düşük kontrastlı harfleri okumaları istenen deneklerin koni fonksiyonları ölçüldü. Bunun dışında deneklerden karanlıkta ışık sinyallerini seçmelerini isteyen uzmanlar, bu şekilde gözlerin çubuk hassasiyetini de kontrol etti. 

Koni ve çubuk hassasiyet nedir?

Koni, retinanın arka kısmında bulunan ve kırmızı, yeşil ve mavi renklere duyarlı olan hücrelere verilen bir isim. Bu koni hücrelerinin arasında ise ışığa daha duyarlı, ancak renk körü olan çubuk hücreler yer alıyor.

Deneyin sonucu nedir?

Yapılan bu deneylerin ardından deneklerin görme kalitesinde artış görüldü. Katılımcıların -koni renk kontrastı hassasiyetinde- ortalama 14% iyileşme gözlemlenirken yaşı 40’ın üzerinde olan gönüllülerin hassasiyetiyse 20% arttı. Bu yaş grubundaki kişilerin çubuk eşiğinde, yani düşük ışıkta görme yeteneğinde de ayrıca önemli bir gelişim oldu.
Bu deney, genel olarak ileri yaş grubundaki insanların görme kalitesini artırırken, daha küçük yaş grubundaki bireylerde ise bu ilerleme daha az seviyede kaldı. Araştırmanın öncülerinden Prof. Glen Jeffrey, “Retina, vücudumuzda en hızlı yaşlanan organdır. Evrimsel açıdan bakınca hiçbir zaman 40 yaşın üzerine çıkmamıştır.” dedi. Uzmanlar, insanların organlarının erken yaşlandığını ve bu organları güçlendirecek yollar bulunması gerektiğini söylüyor. Önümüzdeki süreçte bu konuda ne gibi atılımlar yapılacak hep birlikte göreceğiz.