19 Ağustos Birleşmiş Milletler (BM) Dünya İnsani Yardım Günü. Anlamı ise, kriz bölgelerinde çalışanların faaliyetlerine dikkat çekmek. BM verilerine göre mülteci durumuna düşerek yardıma ihtiyacı olanların sayısı hiç bu kadar yüksek olmamıştı.

Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı (IBC) Başkanı Recep Üker, 19 Ağustos "Dünya İnsani Yardım Günü" dolayısıyla yayımladığı mesajda, bugünün, dünyanın çeşitli yerlerinde, insani yardım faaliyetleri yürütürken hayatını kaybeden yardımseverlerin onuruna atfedildiğini belirterek, "Dünyanın her zamankinden daha çok kullanması gereken kelimedir yardım."dedi.

İnsani yardım çalışanlarının çoğu zaman başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını riske attığına dikkati çeken Üker, şunları söyledi:

"İnsani yardım faaliyetleri yürüten her birey bu işi, zorluklar içinde, tehlikeli durumlarda ve diğerlerinin çalışmak istemediği bir ortamda gerçekleştiriyor. Kriz bölgelerinde en savunmasız kişilere hizmet veren insani yardım çalışanları ne acıdı ki her geçen gün daha fazla şiddete maruz kalıyor. Her yıl yaklaşık 80 milyon kişi çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalıyor. Bunun yanı sıra doğal afetler yıllık ortalama 350 milyon kadar insanı doğrudan veya dolaylı olarak etkiliyor, maddi açıdan da yüz milyarlarca dolarlık hasar söz konusu. Gıda güvensizliği derinleşiyor, krizler ırk ve cinsiyet eşitsizliğini artırıyor. Elimizdeki veriler kızların, erkek çocuklara göre 2,5 kat daha fazla etkilendiğini gösteriyor. Bugün krizlerin ortalama çözülme sürelerinin ortalama 9 yıla çıktığı gerçeği var. Suriye, Yemen, Libya, Irak, Somali, Afganistan başta olmak üzere dünyanın onlarca ülkesinde yüz milyonlarca kişi acil insani yardıma muhtaç halde, hayata tutunma mücadelesi veriyor.

Dünyanın sorunlarını çözmek için her zamankinden daha fazla birlikte çalışma kabiliyetini geliştirmeye ihtiyaç duyuyoruz. Korona virüsü (Kovid-19) salgını bize bir kez daha gösterdi ki, dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım barış, adalet, saygı ve gelişme gibi ortak hedeflere ulaşmak için ele ele vermek mecburiyetindeyiz. Bunu yapmak yardımseverlik ruhudur."

Recep Üker, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) kayıtlarına göre, 2019 yılı sonu itibarıyla dünyada, 79,5 milyon zorla yerinden edilmiş insan bulunduğunu, 26 milyonunun mülteci durumuna düştüğünü, 45,7 milyonun kendi ülkeleri içinde yerinden edilmiş kişiler olduğunu, 4,2 milyon insanın da sığınmacı statüsünde bulunduğunu da hatırlattı.

Üker, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, asırlardır ihtiyaç halinde bulunan insanlara yardım elini uzatan, ülkelerindeki savaş, şiddet ve zulümden kaçanlara din, dil, kültür ve etnik ayrım gözetmeksizin kapılarını açık tutan yegane ülke olarak örnek gösterilmektedir. Ev sahipliği yaptığımız bu kişilerin ülkemizdeki yaşam şartlarını her alanda iyileştirmek için dokuz yıldır tüm imkanlar seferber edildi. Hale de ediliyor. Suriye insani krizinin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere, mülteci ve göç meselesi sorumluluk ve yük paylaşımını gerektirmektedir. Türkiye'nin izlediği yöntem ve hayata geçirdiği uygulamalar, dünyanın diğer kriz ve yardıma muhtaç coğrafyalarında da hayata geçiriliyor. Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı (IBC) olarak bizler de 20 yıldır gerek koruma gerek insani yardım anlamında dünya çapında mülteci ve göç sorunlarına sürdürülebilir çözümler getirilebilmesi için yapılanlar noktasında Kosova Savaşı'ndan bu yana üzerine düşeni yerine getiren ilk sivil toplum kuruluşları arasında yer almaktayız. 

Günümüzde evlerinden, ülkelerinden kaçmak zorunda kalan insanların sayısı rekor düzeylere ulaştı. Son beş yılda, yeni ya da eski en az 15 çatışma, dünya çapında milyonlarca kişi için tarif edilemez ölçekte trajedi ve acıyı beraberinde getirdi. Sağlanan bağış sayesinde, mülteci çocuk ve ailelere acil şekilde ihtiyaç duydukları hayat kurtaran yardım ve destek sunulabiliyor. IBC olarak İnsani yardım uğrunda doğal afetler, savaşlar ve diğer olumsuzluklar nedeniyle hayatını kayb​eden gönüllüleri saygıyla anıyoruz."

"2019 En şiddetli yıl oldu"

Bu arada Birleşmiş Milletler (BM), kriz bölgelerinde en savunmasız kişilere hizmet veren insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıların, geçen yıl tüm zamanları geride bıraktığına işaret ederek, "en şiddetli yıl oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın başkenti Bağdat'ta 19 Ağustos 2003'te aralarında BM Irak Özel Temsilcisi Sergio Vieira de Mello'nun da bulunduğu 22 yardım çalışanının bombalı saldırıda hayatını kaybetmesi sonucu, BM Genel Kurulunda 2008'de alınan kararla, 19 Ağustos "Dünya İnsani Yardım Günü" ilan edilmişti.

Birleşmiş Milletler İnsani Koordinasyon Ofisi (OCHA), bugün dolayısıyla yayımladığı basın bildirisinde, insani yardım çalışanlarının her geçen gün daha fazla şiddete maruz kaldığını belirterek, geçen yıl kriz bölgelerindeki 277 farklı olayda saldırıya uğrayan 483 yardım çalışanın 125'inin öldürüldüğünü, 234'ünün yaralandığını ve 124'ünün ise kaçırıldığını aktardı.

Böylelikle, mağdur sayısında 2018'e göre yüzde 18'lik artış olduğu kaydedildi.

İnsani yardım görevlileri ve sağlık çalışanlarının, küresel salgının, benzeri görülmemiş ihtiyaçların ve artan güvensizliğin ortasında kaldığına işaret edilen bildiride, bu kişilerin, "gerçek hayat kahramanları" olduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

2003'ten bu yana 5 bin insani yardım çalışanı saldırıya uğradı

BM'nin, yardım görevlilerine yönelik tüm saldırıları kınadığının altı çizilen bildiride, dünyanın farklı bölgelerinde acil durumlara ilk müdahale eden bu kişilerin, daha önce hiç olmadığı kadar sınandığı dile getirildi.

İnsani yardım çalışanlarının çoğu zaman başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını riske attığı vurgulanan bildiride, buna karşılık, sadece son haftalarda, Nijer ve Kamerun'daki saldırılarda yardım çalışanlarının hayatını kaybettiği ve yeni tip korona virüsü (Kovid-19) salgının başlangıcından bu yana, dünya çapında çok sayıda sağlık çalışanının da saldırıya uğradığı bildirildi.

Bu yılın, BM Genel Kurulu tarafından belirlenen 11'inci Dünya İnsani Yardım Günü olduğuna işaret edilen bildiride, 2003'te aralarında BM Irak Özel Temsilcisi De Mello'nun da bulunduğu yardım çalışanlarına düzenlenen saldırıdan bu yana, yaklaşık 5 bin insani yardım çalışanın öldürüldüğü, yaralandığı veya kaçırıldığı ifade edildi.

Bildiride, 2000-2009'a kıyasla, insani yardım çalışanlarına yönelik saldırılarda, 2010-2019'da yüzde 117 artış gözlemlendiğinin altı çizildi.

Geçen yıl sağlık çalışanlarına yönelik saldırılarda da artış kaydedildiği belirtilen bildiride, en fazla saldırının Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Afganistan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde gerçekleştiği bildirildi.

Mali ve Yemen'de ise saldırıların bir önceki yıla göre iki katına çıktığı vurgulanan bildiride, insani yardım çalışanlarına yönelik zirveye ulaşan şiddet olayları karşısında BM'nin, faillerden hesap sorulması ve hayatta kalanlar için adalet çağrısında bulunduğu bildirildi.

İnsani yardım ihtiyaçları daha da artabilir

OCHA, geçen yıl yayımladığı "Küresel İnsani Değerlendirme 2019" raporunda, ülkelerin kalkınma oranları artmasına karşın her 70 kişiden birinin çatışma, afet, gıda güvensizliği, cinsel istismar, insan kaçakçılığı, zorla yerinden edilme gibi sebeplerle insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtmişti.

Yardıma en çok ihtiyacı olan ülkeler sıralamasında ciddi insani kriz yaşayan Yemen başı çekerken, bu ülkeyi kriz, iç savaş, afet gibi durumlarla mücadele eden Suriye, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Etiyopya, Nijerya ve Güney Sudan'ın takip ettiği bildirilmişti.

Raporda, insani yardım ihtiyaçlarının daha da artabileceği uyarısında da bulunulmuştu.

UNHCR Küresel Eğilimler raporu: Dünyadaki insanların %1’i yerinden edilmiş durumda 

UNHCR, BM Mülteci Örgütü, çatışma, zulüm ve kamu düzenini ciddi biçimde bozan olaylar nedeniyle yerinden edilen milyonlarca mülteciye ve diğer insanlara birer yuva bulmak için dünya çapında tüm ülkelere çok daha fazlasını yapmaları için geçen Haziran ayında çağrıda bulunmuştu.

18 Haziran 2020'da yayınlanan rapor, zorla yerinden edilme olaylarının artık dünyadaki insanların %1’inden fazlasını -her 97 kişiden birini- etkilediğini; ve her geçen gün evini terk eden insanlardan eve dönebilenlerin sayısının daha da azaldığını gösteriyor.

UNHCR’nin 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nden iki gün önce yayınlanan Küresel Eğilimler raporu, 2019 yılı sonu itibarıyla şimdiye dek görülmemiş bir sayı olan 79,5 milyon insanın yerlerinden edilmiş olduğunu gösteriyor. UNHCR, daha önce toplamda bu kadar yüksek bir sayı görmemişti.

Rapor ayrıca mültecilerin içinde bulunduğu zor durumun yakın zamanda son bulacağına dair ümitlerin de giderek azaldığını gösteriyor. 1990’lı yıllarda her yıl ortalama 1,5 milyon mülteci evlerine geri dönebiliyordu. Son 10 yılda ise bu sayı yılda yaklaşık 385.000’e düşmüştür. Bu, günümüzde yerinden edilme durumlarındaki artışın, yerinden edilmeye bulunan çözümlere oranla çok daha fazla olması demektir.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi şöyle belirtiyor:

“Günümüzde zorla yerinden edilme olgusunun değişim geçirerek yalnızca çok daha yaygın olmakla kalmayıp kısa süren, geçici bir olgu olmaktan çıktığına tanık oluyoruz. İnsanların, eve dönme şansı ya da bulundukları yerde bir gelecek inşa etme umudu olmadan, yıllarca süren bir kargaşa durumunda yaşaması beklenemez. Evini terk etmiş herkese karşı, özünde daha yeni ve daha kabul edici bir tutum ile yıllarca süren böylesi acıların yaşanmasının temelinde yatan çatışmaları çözmeye adanmış bir gayrete ihtiyacımız var.”

UNHCR’nin Küresel Eğilimler raporu, geçen yılın sonu itibarıyla yerlerinden edilmiş olan 79,5 milyon kişinin 45,7 milyonunun kendi ülkeleri içinde diğer bölgelere kaçan insanlar olduğunu gösteriyor. Geri kalanı ise başka yerde yerinden edilmiş insanlardır: 4,2 milyonu sığınma talebinin sonuçlanmasını bekleyen insanlar, 29,6 milyonu ise mülteciler ve kendi ülkesini terk etmek zorunda kalan diğer insanlar.

2018 yılı sonunda 70,8 milyon olan bu sayıda bir yıl içinde yaşanan artış, iki ana faktörün sonucudur. Birincisi, 2019 yılında özellikle Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde olmak üzere, Sahel, Yemen ve artık onuncu yılını yaşayan ve dünyada yerinden edilmiş nüfusun altıda birine denk gelen 13,2 milyon mülteci, sığınmacı ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler ile Suriye’de oluşan endişe verici yeni yerinden edilme olaylarıdır.

İkincisi ise, ülkeleri dışında olan ve çoğu resmi şekilde mülteci ya da sığınmacı olarak kayıtlı olmayan, fakat koruma duyarlı düzenlemelere ihtiyaç duyan Venezüelalıların durumunun daha görünür hale gelmesidir.

Ve tüm bu rakamların içinde çok sayıda bireysel ve kişiye özgü kriz bulunuyor. Örneğin Avustralya, Danimarka ve Moğolistan’ın nüfuslarının toplamı kadar çocuk (on binlercesi refakatsiz olmak üzere, sayılarının 30-34 milyon olduğu tahmin ediliyor) yerinden edilmiş durumda. Aynı zamanda, yerinden edilmiş insanlar içinde yaşı 60 ve üzeri olanların oranı (%4), dünya nüfusunda %12 olan bu oranın çok daha altında – ki bu ölçülemeyecek boyutlarda üzüntü, çaresizlik, fedakarlık ve sevdiklerinden ayrı kalmayı gösteren bir istatistik.

Günümüzde Zorla Yerinden Edilme Hakkında Bilmeniz Gereken 8 Şey:

Son 10 yılda en az 100 milyon kişi ülkeleri içinde ya da dışında sığınma arayışı içinde evini terk etmek zorunda kaldı. Bu, dünyanın en kalabalık 14. ülkesi olan Mısır’ın nüfusundan daha fazla insanın evlerini terk etmesi anlamına geliyor.

2010 yılından beri zorla yerinden edilme durumları neredeyse ikiye katlandı. (2010 yılında 41 milyon kişiye karşı bugün 79,5 milyon)

Dünyada yerinden edilmiş kişilerin %80’i şiddetli gıda yetmezliği ve kötü beslenme etkisi altındaki ülkeler veya bölgelerde yaşıyor. Bu ülkelerin çoğu iklim değişimi ve diğer afet riskleriyle yüzleşiyor.

Dünyadaki mültecilerin dörtte üçünden fazlası (%77) uzun süreli yerinden edilme durumu içinde. Örneğin Afganistan’daki durum 50 yılı aşkın süredir devam ediyor.

Her 10 mültecinin 8’inden fazlası (%85) gelişmekte olan ve genellikle terk etmek zorunda kaldıkları ülkeye komşu olan ülkelerde yaşıyor.

Dünyada yerinden edilmiş insanların üçte ikisi toplamda 5 ülkeden geliyor: Suriye, Venezuela, Afganistan, Güney Sudan ve Myanmar.

Küresel Eğilimler Raporu, Birleşmiş Milletler Filistin Mültecileri için Yardım Kuruluşu kapsamındaki Filistin’de yaşayan 5,6 milyon mülteci de dahil olmak üzere, tüm büyük yerinden edilmiş ve mülteci topluluklarını kapsıyor.
2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında “kimseyi geride bırakma” ilkesi, BM İstatistik Komisyonu tarafından geçtiğimiz yılın Mart ayında kabul edilen mültecilere dair yeni bir gösterge sayesinde artık açık şekilde mültecileri kapsıyor.

80 Milyon kişi yerlerinden edildi

UNHCR Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) verilerine göre 2019 yılı itibariyle dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 79,5 milyona ulaştı. Yerinden edilenlerin 26 milyonu ise sadece yaşadığı evi, dostlarını, akrabalarını değil ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bugün itibariyle dünyada en çok mültecinin yaşadığı ülke olan Türkiye’de yeni bir hayata tutunmaya çalışan, kayıtlı yaklaşık 4 milyon mülteci de işte bu ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanlardan oluşuyor. 3,6 milyonu aşkını Suriye’den, 330 biniyse diğer ülkelerden gelen mültecilerin %70’ten fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Daha Belirsiz Bir Gelecek

KOVID-19 salgınının neden olduğu küresel alt oluş, dünyada yaşayan milyonlar için daha bilinmez bir gelecek anlamı taşırken, sosyo-ekonomik olarak yaşadıkları toplumların en kırılgan gruplarından olan mülteciler için bu gelecek artık çok daha belirsiz. Dünya genelinde mültecilerin %85’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Salgın öncesi, halihazırda ekonomik açıdan sıkıntılar yaşayan gelişmekte olan ülkelerin, salgının küresel ölçekli etkileri nedeniyle daha da yoksullaşacağı öngörülüyor. Nitekim Birleşmiş Milletler, küresel işgücünün yarısını oluşturan 1,5 milyar insanın önümüzdeki dönemde işsiz kalacağını, 500 milyon insanın yoksulluğa geri döneceğini ve 250 milyon kişinin ise kıtlıkla karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor. Açık ki bu öngörüler, son 20 yılda küresel çapta edinilmiş tüm kazanımların kaybedilmesi riskini barındırıyor.

19 Ağustos tarihi, çatışma, şiddet ve zulümden dolayı yerlerinden edilen, ülkelerini terk etmek zorunda kalan milyonlarca mültecinin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve onlarla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek, yanı sıra kendilerine hayatları pahasına yardım ulaştırmaya çalışan insani yardım dünyasına şükranlarımızı sunmak için önemli bir fırsat.

KAYNAK: insaniyardim.com