Algoritmaların ne izleyeceğimizi, ne okuyacağımızı, kiminle etkileşeceğimizi belirlediği bir dönemde, internetin başka bir yüzü sessiz ama kararlı biçimde büyüyor: Indie Web.

GeoCities kuşağını hatırlatan HTML sayfalar, GIF’ler, basit sayaçlar, “ziyaretçi defteri” linkleri… Ama bu kez 2025’teyiz ve bu tarz, sosyal medya yorgunluğuna, yapay zekâya ve kurumsal platformlara karşı bilinçli bir tercih olarak geri dönüyor.


Indie Web nedir?

En basit haliyle Indie Web, kendi web siteni kendin barındırma ve sosyal hayatını buradan yürütme hareketi.

IndieWeb topluluğu kendisini şöyle tarif ediyor:

Kendi alan adını al,
Burasını birincil dijital kimliğin yap,
İçeriklerini önce kendi sitende yayınla,
İstersen oradan sosyal medyaya “yansıt”,
Ve en önemlisi: verinin sahibi sen ol.
Bu yaklaşım, büyük sosyal medya platformlarını “silo” olarak tanımlıyor: İçeriğin, takipçilerin ve kimliğin şirket sunucularında kilitli. Indie Web ise her şeyi tekrar dağınık ama özgür bir yapıya çekmeye çalışıyor.


1990’ların “garip ve kişisel” internetine dönüş

Son günlerde çok konuşulan birçok makale, Indie Web’i “interneti yeniden garipleştirme” hareketi olarak anlatıyor. Özellikle Neocities ve 2024’te popülerleşen Nekoweb gibi servisler, kullanıcılara tamamen kişisel, HTML tabanlı sayfalar kurma imkânı veriyor.

Bu sitelerde sıkça görülenler:

1990’lar estetiğini andıran parlak renkler, piksel art ikonlar, GIF yağmuru

“Under construction” yazıları, el yapımı menüler

Ziyaretçi defterleri, “webring” denen karşılıklı link halkaları

Sosyal medya butonu yerine blogroll ve arkadaş siteleri listeleri

İlginç olan, bu estetiği taşıyan siteleri yapanların önemli bölümünün 30 yaş altı olması; yani çoğu gerçek GeoCities dönemini yaşamamış. Nostalji bu kez “ikinci el”, ama his aynı: İnternet, tekrar kişisel ve keşfe açık.


Algoritmalara karşı “kendi akışını kendin seç” isyanı

Indie Web sadece görsel nostalji değil, algoritmalara politik bir itiraz da içeriyor.

Hareketin merkezindeki fikirler:

Zaman akışını algoritma değil sen belirle

Sonsuz kaydırma (doomscrolling) yerine seçtiğin blogları, siteleri takip et

Seni “tutmak” için tasarlanmış bildirimler yerine, RSS gibi eski ama şeffaf teknolojilere dön

Büyük platformların reklam, dikkat ekonomisi ve veri madenciliği odaklı yapısı, Indie Web çevrelerinde “kurumsal web” diye adlandırılıyor. Buna karşılık Indie Web:

Reklamsız veya minimum reklam,

Profil yerine kişisel web sayfası,

Takip/Beğeni skorları yerine daha yavaş, daha derin etkileşim savunuyor.

Indie Web’in teknik omurgası: Webmention, POSSE, microformats

Bu hareketin romantik yanı kadar teknik bir omurgası da var. Indie Web, birbirine bağlı ama merkezi olmayan bir sosyal ağ kurmak için açık standartlar kullanıyor:

Webmention:

Bir site, başka bir siteye link verdiğinde bunu otomatik “bildiren” protokol. Yorum, mention, beğeni gibi etkileşimler doğrudan siteler arası akıyor.

Microformats:

HTML içindeki içerik tiplerini (yazar, tarih, etkinlik, yorum vs.) makinelere de anlaşılır kılan küçük etiketler. Böylece kişisel siteler bir tür sosyal ağ profili gibi okunabiliyor.

IndieAuth, Micropub, WebSub, Microsub:

Kısaca: kendi alan adınla giriş yapma, üçüncü parti istemcilerden kendi sitene içerik gönderme ve güncellemeleri abonelere anlık dağıtma gibi işleri üstlenen diğer parçalar.

POSSE (Publish on your Own Site, Syndicate Elsewhere):

Önce kendi sitene yaz, sonra istersen kopyasını sosyal medyada paylaş. Böylece içerik aslen sende kalıyor, platformlar sadece “yansıma” oluyor.
Bu yapı sayesinde, WordPress gibi hazır sistemlere Indie Web eklentileri kurarak da bu ekosisteme dahil olmak mümkün.


Kimler Indie Web’e yöneliyor?

Son dönemdeki haber ve analizlerde birkaç profil öne çıkıyor:

Sanatçılar, tasarımcılar, yaratıcı işlerde çalışanlar

Kısıtlı şablonlara sıkışmak yerine, tamamen özgür bir tuval istiyorlar.

LGBTQ+ ve marjinal topluluklar

Bazı büyük platformlardaki nefret söylemi, sansür ve algoritmik baskıdan kaçıp daha sıcak, topluluk temelli alanlar arıyorlar.

Teknoloji meraklıları ve geliştiriciler

Hem web’i “eski usul” elle kurcalamak istiyorlar, hem de merkeziyetsiz geleceğin nasıl olabileceği üzerine deney yapıyorlar.

Kısacası Indie Web, hem nostaljik hem de deneysel bir alan; interneti tekrar “hobi” haline getirmek isteyen bir nesli de kendine çekiyor.


Güçlü yanları ve eleştiriler

Indie Web, “büyük teknolojiye sessiz bir isyan” olarak görülse de tartışmalar da var:

Artıları:

Veri ve kimlik üzerinde tam kontrol
Platform kapanırsa, politikası değişirse içeriklerini kaybetmeme
Daha yavaş, daha düşünülmüş içerik kültürü
Tasarımda ve ifade biçiminde sınırsız özgürlük
Eksileri / Sorular:

Teknik bilgi eşiği: Alan adı, hosting, HTML/CSS gibi konular pek çok kullanıcı için caydırıcı
İçerik denetimi: Merkezi moderasyon olmayınca, nefret söylemi ve zararlı içerikle mücadele daha karmaşık hale gelebiliyor
Kitleye erişim: Büyük sosyal ağların sunduğu milyonlarca kişilik erişim burada yok; hareket bugün için hâlâ niş.
Buna rağmen uzmanlar, algoritmaların giderek şeffaflığını yitirdiği bir çağda Indie Web’in “küçük ama önemli bir direnç odağı” olarak kalacağını düşünüyor.


 İnterneti tekrar “bizim” kılma denemesi

Indie Web, şimdilik ana akımı tersyüz eden dev bir tsunami değil; daha çok, kendi köşesini inşa eden sabırlı bir dalga.

Ama bu dalganın hatırlattığı şey net:

İnternet, sadece sonsuz bir keşfet sekmesi ve dikey video akışı olmak zorunda değil.
Kendi alan adını alıp, kendi sayfanı kurup, kendi akışını kendin seçtiğinde hâlâ kişisel ve insani bir yer olabiliyor.
Ve belki de 1990’ların “garip, düzensiz ama samimi” web’ine dönüş, tam da bu yüzden bugünün en güncel dijital hareketlerinden biri.