Savunma Harcamaları 2035’e Kadar Yüzde 5’e Çıkacak
NATO bildirisine göre, üye ülkeler savunma harcamalarını 2035 yılına kadar GSYİH’nin yüzde 5’i seviyesine çıkarmayı taahhüt etti. Bu oran, NATO tarihindeki en iddialı yükümlülüklerden biri olarak değerlendiriliyor. Harcama planı iki ana başlıktan oluşacak:
%3,5’lik bölüm doğrudan temel savunma ihtiyaçları ve NATO Yetenek Hedefleri’ne ayrılacak.
%1,5’lik bölüm ise siber güvenlik, altyapı koruması, inovasyon ve dayanıklılık gibi alanlara harcanacak.
Bu planın uygulanma süreci 2029 yılında gözden geçirilecek.
Savunma Sanayii ve Teknolojik İş Birliği Vurgusu
Bildiri, yalnızca bütçesel hedefler değil, aynı zamanda NATO içindeki savunma sanayii koordinasyonunun güçlendirilmesini de öncelikli hedef olarak belirliyor. “Aramızdaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırmak için çalışacağız” ifadesiyle, ülkeler arasında savunma sanayii alışverişinin daha serbest ve stratejik şekilde ilerleyeceği sinyali verildi.
Bu yaklaşım, Türkiye gibi yerli savunma sanayii gelişimi gösteren ülkeler için büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna’ya Destek Sürdürülüyor
Zirvede, Ukrayna’ya olan askeri ve stratejik desteğin kararlılıkla süreceği vurgulandı. NATO, Ukrayna’nın güvenliğini kendi güvenliklerinin bir parçası olarak gördüklerini belirtti. Ayrıca, Ukrayna’ya yapılan harcamaların NATO ülkelerinin savunma bütçesi hesaplamalarına dâhil edileceği açıklandı.
Türkiye İçin Stratejik Görev: 2026 Zirvesi
Zirvenin dikkat çeken diplomatik sonuçlarından biri de 2026 NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılacak olması. Bu kararla birlikte Türkiye, NATO içindeki konumunu hem stratejik hem de siyasi olarak bir kez daha güçlendirmiş oldu. Türkiye, 2004 İstanbul Zirvesi’nden 22 yıl sonra yeniden ev sahibi olacak.
Analiz: Türkiye’ye Ne Anlamda Rol Düşüyor?
2026’daki ev sahipliği kararı, Türkiye için sembolik olduğu kadar operatif de bir anlam taşıyor:
Savunma sanayii entegrasyonunda daha güçlü rol üstlenebilir.
NATO içinde inovasyon ve siber güvenlik gibi alanlara liderlik edebilir.
Rusya ile yakın coğrafi konumu, Türkiye'yi doğrudan stratejik yüklenici yapar.
Bu gelişmeler, Ankara'nın NATO içinde artırılmış diplomatik görünürlüğü ve güvenlik vizyonunun daha güçlü şekilde temsil edilmesiyle sonuçlanabilir.

