Her ay farklı konuların felsefi bakış açılarıyla uzmanlar tarafından ele alınacağı Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları'nın ikinci buluşmasında, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen, insan hakları kavramının tüm inceliklerini etkileyici bir anlatımla paylaştı.

İnsan haklarının sadece hukuki bir temel olmadığını, aynı zamanda insan olmanın en temel değerlerinden biri olduğunu vurgulayan Becermen, sözlerine şu ifadelerle devam etti:

“İnsan hakları dediğimizde, kavramın iki yönü olduğunu unutmamak gerekir. Bir yanda insan, diğer yanda insanın hakları vardır. Hak kavramı çoğunlukla hukukla ilişkilendirilir, ancak insan hakları hukukun tamamını değil, sadece belirli bir bölümünü ifade eder. Bu nedenle önce ‘insan’ kavramını düşünmek gerekir. İnsan dediğimizde ne anlıyoruz? Felsefe tarihine bakıldığında bu soruya çok farklı yanıtlar verilmiştir. Bugün sıradan birine ‘insan nedir?’ diye sorduğunuzda üç farklı yanıt almanız mümkündür. Bu da insan kavramının ne kadar geniş ve çok yönlü olduğunu gösterir.”

Programın moderatörlüğünü üstlenen BUÜ Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğün Ürek ise konuya dair yönlendirici sorularıyla oturuma yeni ufuklar açtı.

Konuşmasına insan haklarının özünü hatırlatarak başlayan Ürek, “İnsan haklarını konuşurken arka planda iki temel değer bulunur. Bunlardan biri insana saygı, diğeri ise insan sevgisidir. İnsan sevgisi, insan haklarının temelini oluşturan en önemli ilkedir. Çoğu zaman fark etmiyoruz ama 11. ve 12. yüzyıl Anadolu’su, Avrupa'nın Orta Çağ karanlığını yaşadığı dönemde adeta bir aydınlanma çağıydı. Yunus Emre, Mevlana gibi isimler, insan sevgisini merkezine alan düşünceleriyle bu topraklara yön verdiler” şeklinde konuştu.

Hibya Haber Ajansı