Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, partisinin Asgari Ücret ve Geçim Standartları Çalıştayı’nda ekonomik tabloyu değerlendirdi. Türkiye’nin mevcut ekonomik düzeninin geniş kitleleri yoksullaştırdığını belirten Özdağ, gelir dağılımındaki uçurumun derinleştiğine dikkat çekti.
AK Parti’nin ekonomi politikalarını eleştiren Özdağ, gelir dağılımındaki bozulmayı örneklerle anlattı. Bilim kurgu filmi Elysium’a atıfta bulunan Özdağ, “Bugün AK Parti ekonomisinin Türkiye’yi getirdiği yer bu. Milli gelirden giderek daha fazla pay alan küçük bir kesim ve her yıl payı azalan geniş kitleler söz konusu” dedi.
Asgari ücret tartışmalarına da değinen Özdağ, işverenlerin içinde bulunduğu ekonomik koşullara vurgu yaptı. Hem işçilerin hem üretici kesimlerin ekonomik baskı altında olduğunu belirten Özdağ, Türk sanayicisinin Almanya’daki muadillerine kıyasla çok daha ağır maliyet yükleriyle karşı karşıya olduğunu aktardı.
Mevcut ekonomik modelin sürdürülemez olduğunu dile getiren Özdağ, “Biz Zafer Partisi olarak bugünün Türkiye’sinde emekli maaşının en az 45 bin lira, asgari ücretin de 45 bin lira olması gerektiğini savunuyoruz. Ancak bunu savunurken devletin kredilerini sanayiciye, esnafa daha ucuz vermesi gerektiğini, yurt dışıyla rekabet için verimliliği artırma projeleri geliştirilmesi gerektiğini, devlet planlama teşkilatının kurulması gerektiğini ve tarihin çöplüğüne giden neoliberal ekonomiden, Devlet Planlama Teşkilatı’nın merkezinde olduğu sürdürülebilir, planlı kalkınmaya geçilmesi gerektiğini de söylüyoruz” dedi.
“İnsanların açlıkla sınandığı, milyonlarca insanın sosyal yardıma bağımlı hale getirildiği ve hukukun, demokratik hak ilkeleri askıya alınarak düşman ceza hukukunun uygulandığı bir ülkede ekonomik gelişme olmaz.” diye konuşan Özdağ, şöyle devam etti:
“Ekonomik gelişmenin olmadığı yerde işçilerden başlayarak esnafa, sonunda sanayicilere kadar herkes bu çok boyutlu krizin etkisi altında feryat etmeye başlar; işte şimdi Türkiye’nin yaşadığı gerçeklik budur. Asgari ücret 22 bin liradan 30 bin liraya çıktığında bu artışın kendisine yetmeyeceğini haklı olarak söylerken, bankada 300 milyon doları olan iş adamı da mal varlığının hukukun güvencesi altında olmadığını bilerek yaşıyor. Bu durumun düzelmesi ancak Türkiye’nin erken genel seçimle tercihini yeniden yapmasıyla mümkün olabilir. Bunun için yapmamız gereken, 16 milyon emeklinin arasına Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’yi bu seçimlerde de dahil etmektir.”

