BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 2030 kapsamında ‘Dünya Sağlık Örgütünün Rehabilitasyon 2030 Hedefleri ve Eylem Çağrısı, rehabilitasyonun evrensel sağlık kapsamında olması, rehabilitasyon hizmet sunumu modelleri oluşturulması ve erişimin güçlendirilmesi için tüm yöneticileri duyarlı olmaya davet etmektedir.

Rehabilitasyon bir lüks değildir.

Dünyanın pekçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de halen rehabilitasyon hizmetleri sadece sağlık sisteminin belirli seviyelerinde sağlanmaktadır. Rehabilitasyon sektörünün az gelişmiş olması, profesyonellerin yetersiz istihdamı ve yetersiz kaynak aktarımı bugün ülkemizde karşılanamayan bir rehabilitasyon ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Yaygın bir yanılgı, rehabilitasyon hizmetlerine yalnızca engelli bireylerin ihtiyaç duyduğudur. Bulaşıcı olmayan hastalıkların ve yaralanmaların görülme sıklığının arttığı ve nüfusun giderek yaşlandığı ülkemizde rehabilitasyon her durumda artan ve karşılanamayan bir ihtiyaç olarak ele alınmayı beklemektedir.

Türkiye Fizyoterapistler Derneği kuruluşunun 50. Yılında, Türkiye’nin ulusal ve taraf olduğu uluslararası rehabilitasyon politikalarını uygulamaya destek vermek amacındadır. Bu hedeflere ulaşmak için multidisipliner çalışmayı savunarak rehabilitasyon hizmet sunumunun kalitesini güçlendirmek, hizmet sunumunu ve gelişimini desteklemek ve sürdürülebilir finansman mekanizmalarının kurulmasını savunmaktadır.

Ülkemizde rehabilitasyon hizmetine erişimin güçlendirilmesi için atılması gereken adımlardan biri, rehabilitasyon ekibinin önemli bir üyesi olan fizyoterapistlerin güçlendirilmesi konusudur. Ülkemizin rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin politikasının oluşturulması ve tüm sağlık çalışanları için geliştirilmesi gerektiğini ifade ederken fizyoterapistler özelinde yapılması gerekenleri kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Fizyoterapistler, sağlık hizmet sunumunda rehabilitasyonun her seviyeye entegre edilebilmesi için birinci basamakta koruyucu fizyoterapi müdahaleleri yapabilmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından kronik hastalıklarla mücadele kapsamında birinci basamak sağlık hizmetlerini geliştirmeye yönelik başlatılan ‘Sağlıklı Hayat Merkezleri’ (SHM) çalışmalarını taktirle karşılıyoruz. 2017 yılında açılan SHM’lerde 100 fizyoterapist çalışmaya başlamıştır. Toplumdaki bireylerin (sağlıklı, yaşlı, kronik hastalıklar, gebeler, okullar vs) yaşam kalitelerini olumlu etkileyeceği ve sağlık harcamalarını azaltacağı beklenen çalışmanın bir an önce yaygınlaştırılarak fizyoterapiste ulaşımın kolaylaştırılması için elimizden geleni yapmak istiyoruz.

Fizyoterapistler, ihtiyacı olan bireylere fizyoterapi ve rehabilitasyon müdahalelerini özel sektörde de güçlü olarak uygulayabilme isteğindedir. 2011 meslek yasasının ardından halen bu konuda Sağlık Bakanlığının bir düzenleme yapmamış olması nedeniyle yaşanan sıkıntılar, mesleki yetki ve ihlaller nedeniyle TFD alanda deneyimli fizyoterapistlerle yaptığı çalışmalarla ¨Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kalite Standartlarını¨ hazırlamış ve bakanlığa sunmuştur. Bu kapsamda girişimci fizyoterapistler tarafından açılacak, Sağlık Bakanlığı ve TFD denetiminde, rehabilitasyon hizmetine ihtiyacı olan bireylerin bu hizmete ulaşımlarının kolaylaştırılacağı, hizmetin daha da yaygınlaşacağını ve kaliteli hizmet almalarının sağlanacağına inanıyoruz.

Fizyoterapistler mesleki otonomisine uygun çalışamamaktadır. 2011 yılında ilgili yasa ile tanımlanan ve 2014 de yönetmelikle açıklanan meslek tanımının, ‘Fizyoterapistlik Mesleğinin Otonomisi’ne uygun olarak yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz. Toplumun her kesiminin fizyoterapistlerin kaliteli ve sürdürülebilir hizmet verebilmeleri, eğitimleri boyunca edindikleri bilgi ve becerilerini uluslararası yetkinliklerde kullanabilmelerini sağlayabilmek için gerekli girişimlere devam edeceğimizi bildirmek istiyoruz.

Fizyoterapistlerin, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri kapsamında tıbbın farklı alanlarında bireye özel fizyoterapi ve rehabilitasyon programı yapması engellenmektedir. 2011 meslek yasasının fizyoterapi uygulamalarının uzman hekimin yönlendirmesine bağlı olarak yapılmasına izin vermesine rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu´nun uyguladığı ‘Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) bu duruma uygun olmayan bir yönetmelik bulunmaktadır. SUT kapsamında A/B/C/D paketleri ile sınırlandırılmış dar bakış acısıyla oluşturulan ve hekim tarafından belirlenen programlar ile hastaların şifa bulmasının zor olduğunu, tekrarlı hastaneye başvuruların gittikçe daha yüksek oranda olduğunu; bunun yerine fizyoterapistlerin SUT kapsamında uygun tedavi yöntemlerini/modaliteleri kendilerinin oluşturmasının, yaptığı uygulamaların altına imza atmasının malpraktis yasal sorumluluğunu almaya yeterli olduğunu ifade etmek istiyoruz.

Fizyoterapistlere geleneksel tıp ve tamamlayıcı terapiler uygulamada ayrımcılık yapılmaktadır. Fizyoterapistlerin çıkarılan yönetmelikte hekim gözetimde uygulama yapabileceği öngörülmüş, hukuksal hata yapılmıştır. Aynı zamanda fizyoterapistlerin sertifika ile uygulama yapabilmesine olanak tanınmasına rağmen sertifika programlarına başvurma hakkı verilmemektedir. Bu durumda anayasal çalışma barışına zarar vermekte ayrıca bilimsel yaklaşımlara aykırı tutum oluşmasına neden olmaktadır.

Fizyoterapistin özlük haklarına ilişkin de atılması gereken adımlar bulunmaktadır. Fizyoterapistlerin gün boyunca fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmeti için 45 ile 60 dakika arasında zamana ihtiyacı olduğu, ancak bu sürelere bağlı olarak 8-15 hasta alabildiği ancak daha fazla sayıda hasta almalarına zorlanmasının hem fizyoterapiste hem de hastaya haksızlık olduğunu vurgulamak istiyoruz. Aynı zamanda 2. ve 3. basamak sağlık hizmeti veren hastanelerde, bu hizmet karşılığında SUT ödemesinden, döner sermaye ödemelerinden hekim 7-9.5 arasında değişen kat sayı ile pay alırken fizyoterapistler 0.45 katsayı ile pay almaktadır. Buna benzer olarak bazı meslekler (biyologlar vb.) 3.600 göstergeleri olmasına rağmen fizyoterapistler uzman da olsalar 3.000 gösterge ile çalışmaktadır. Önümüzdeki günlerde tamamlanacağı belirtilen çalışmalarda fizyoterapistlerinde 3600 ek göstergeye yükseltilmesi beklenmektedir.

Fizyoterapistlerin istihdamında yanlışlar yapılmaktadır. Türkiye’de 2. ve 3. basamak sağlık hizmeti kapsamında olan rehabilitasyon merkezlerinde sıra bekleme süresinin yaklaşık 3 ay olmasına rağmen fizyoterapist istihdamı yapılmamaktadır. Bunun yerine taşeron hizmet alımı yapılmakta, bu durumda ise çalışma şartları ve özlük hakları daha da kötü hale gelmektedir. Fizyoterapistlerin taşeron tarafından günde 35 civarında hasta alınmaya zorlandığını görmekteyiz. Ayrıca hastanelerde sadece fiziksel tıp anabilim dalında yetersiz sayıda çalıştırılan fizyoterapistler buradaki sorumluluklarının yanı sıra yoğun bakımlar, palyatif bakım gibi servislere de görevlendirme ile hizmet vermektedir. Bu durum fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmet kalitesi açısından hasta ve yakınlarını mağdur etmektedir.

Ülkemizde mezun fizyoterapistlerin sayısı, sağlık insan gücü projeksiyonlarının önünde hızla artmaktadır. Türkiye’de yaklaşık mezun 22.000 fizyoterapist olduğu ayrıca 73 üniversiteden her yıl ortalama 4.500 fizyoterapist mezun olduğu ve 2018 yılında Sağlık Bakanlığı´nın sadece 200 fizyoterapist kadrosu açtığı düşünülecek olursa ülkemizde halen fizyoterapi rehabilitasyon hizmetine ulaşımda halkımızın sırada beklediği çok açıktır.

Fizyoterapistler yaşlı ve engelli bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinde yeterince yer alamamaktadırlar. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı´na bağlı huzurevi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri ile engelli bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde fizyoterapist istihdamının yetersiz olduğu görülmektedir. Bakanlığa bağlı huzurevleri ve engelli bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde 300 engelli/yaşlıya bir fizyoterapist düşmektedir. Özel sektörde ise isteğe bağlı fizyoterapist çalıştırılmasından dolayı yeterli istihdam gerçekleşememektedir. Bu durum ülkemizde yaşlanmakta olan nüfusu ve önemli oranda hizmet bekleyen engellilerin rehabilitasyon hizmeti kapsamında fizyoterapi uygulamalarından mahrum bırakmaktadır.

Fizyoterapistler engelli eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinde yeterince yer alamamaktadırlar. Fizyoterapistler Milli Eğitim Bakanlığı´na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, fizyoterapi seanslarının yetersiz olmasından dolayı engellilerin yeterince hizmet alamadığı görülmektedir. Bu nedenle hem bu seansların bireyin ihtiyaçlarına göre düzenleneceği, hem de okullarda ve engelli okullarında fizyoterapistlerin istihdam edilmesinin, okul fizyoterapistliğinin yaygınlaştırılmasının, rehabilitasyon hizmetine erişiminin güçlendirilmesi gerekmektedir.

Özetle; ihtiyacı olan bireylerin yaşam kalitesini artıran ve yeniden toplumsal hayata katılımını destekleyen rehabilitasyon hizmetlerine, hem ülkemizde vatandaşların hem de dünya vatandaşlarının erişimini desteklemek için fizyoterapistler olarak göreve hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz. Türkiye’de tedavi, bakım ve eğitim ile birlikte rehabilitasyon hizmetlerine erişimi güçlendirmek için mesleğimize düşen sorumluluğu layığı ile yapabilmemize arzusundayız.