1. Başlangıç: Havacılığın Öncüsü Vecihi Hürkuş (1912–1930)

Türkiye’nin havacılık hikâyesi, Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’nda pilot olarak görev yapan Vecihi Hürkuş ile başladı.
1923 yılında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Hürkuş kendi tasarımı olan Vecihi K-VI ile Türkiye semalarında ilk yerli uçağı uçurdu. Ancak o dönem destek görmemesi nedeniyle projeleri kesintiye uğradı.


2. Zorlu Dönemler ve Unutulan Hayaller (1930–1980)

1930’larda Vecihi K-XIV modelini uçuran Hürkuş, bu kez yurt dışında sertifika almak zorunda kaldı.
Aynı dönemde Nuri Demirağ, 1936’da Türk Tayyare Cemiyeti’ni destekleyerek yerli üretim hedeflerini büyüttü. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’nin NATO üyeliği ve dışa bağımlılık politikaları, yerli üretim çabalarını sekteye uğrattı.


3. Yeniden Uyanış: Savunma Sanayi ve Teknoloji Hamlesi (1980–2010)

1980 sonrası ASELSAN, TUSAŞ gibi kurumların kurulmasıyla yeniden yerli üretim gündeme geldi.
TUSAŞ, 1990’larda F-16 üretiminde görev alarak önemli bir teknoloji transferi kazandı.
Ancak asıl kırılma noktası, 2004 sonrası savunma sanayiinde başlayan Millî Teknoloji Hamlesi oldu.


4. Yeni Çağın Habercisi: KAAN Projesi (2010–2025)

2010’lu yıllarda başlatılan TF-X projesi, Türkiye'nin ilk beşinci nesil savaş uçağını üretme hedefini içeriyordu.
Uçağın adı KAAN olarak açıklandı. 2023 yılında hangardan çıkan prototip, 2024’te ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
2025 itibarıyla ise Endonezya’ya 48 adetlik ilk ihracat adımı atıldı. Bu gelişme, KAAN’ın küresel bir platform olacağının sinyallerini verdi.


5. Geleceğe Bakış: 2028 ve Sonrası

TUSAŞ, 2028 sonrası KAAN’ın seri üretimine başlamayı hedefliyor.
KAAN, radar görünmezliği, süper seyir kabiliyeti ve yapay zeka destekli komuta kontrol sistemleri ile Türk Hava Kuvvetleri’nin belkemiği olmaya hazırlanıyor.
Aynı zamanda Vecihi Hürkuş’un rüyası da, tam bir asır sonra gerçekleşmiş olacak.